Kavrama gücü anlamında kullanılan akıl, dilimize Arapçadan girmiştir. Sözcük, ikal “hayvanların bağlandığı ip, ayak bağı” ile aynı kökten gelir. İkal, deveyi kazığa bağlar. Anlayacağınız üzere akıl, bağlanmaktır. Zira frenleyicidir, savrulmayı, yitip gitmeyi engeller. Akıl insanı neye bağlar, hakikate mi?
Aklın bizdeki karşılığı us, fakat uslu deyince kastımız akıllı değil; terbiyeli, edepli oluyor. Geçmişte us; edep, etik anlamında kullanılırken Dil Devrimi'nden sonra aklın yerine geçmiştir.
Akıl ile zekâyı ayırt edebilmek için bakmamız gereken en iyi yer, kökleridir. Zira akıl kazığa bağlanmakken yine Arapçadan gelen zekânın kökünde keskin koku, parlayan ateş vardır. Biri bağlar, diğeri uçurur.