Adonis

Puan vermedi·255 syf.··
2026 28. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 16:28
Ulus Baker’in Sanat ve Arzu kitabı öyle ilk bakışta okunup “anladım” denilecek bir metin değil bence; daha çok insanın zihnine sızan, orada dolaşan ve zamanla anlamını açan bir metin.. Benim gözümde bu kitap, sanatın sadece estetik bir uğraş olmadığını, aslında insanın içindeki arzu mekanizmasının dışa vurumu olduğunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor.. Ulus Hoca’ya göre sanat dediğin şey, süs değil; insanın varoluş sancısının, eksikliğinin ve arayışının bir tezahürü.. Bu açıdan bakınca sanat, biraz da insanın kendine katlanma biçimi gibi duruyor.. Kitabı okurken şunu fark ediyorsun: Biz çoğu zaman arzuyu basit bir “istemek” hali zannediyoruz.. Oysa Ulus Hoca’nın çizdiği çerçevede arzu, insanı sürekli hareket ettiren, ama asla tam anlamıyla doyurulamayan bir güç.. Ve sanat da tam burada devreye giriyor; o eksikliği kapatmıyor, aksine görünür kılıyor.. Bu da ister istemez insanı rahatsız ediyor ama bir o kadar da hakikate yaklaştırıyor.. Açık konuşayım dostlarım, bu kitap herkese hitap etmiyor.. Çünkü düz bir anlatım yok; biraz Gilles Deleuze etkisi hissediliyor, kavramlar katmanlı, cümleler yoğun.. Yani okurken dikkatinizi vermezseniz kitap sizi dışarı atar.. Ama sabrederseniz, gerçekten zihninizde yeni bir pencere açıcağını düşünüyorum.. Okuyunuz efendim..
Sanat ve ArzuUlus Baker · İletişim Yayınları · 2020411 okunma
Reklam
Puan vermedi·160 syf.··
2026 27. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 21:08
Kitabın yazarı Adam kitapta uzaktan şifa, enerji aktarımı, bilinç düzeyi vs. gibi konularda kendi deneyimlerini ve nitekim bu anlamda geçirmiş olduğu gelişim yolculuğunu aktarıyor okura.. Ama bunu düz “şunu yaptım, böyle oldu” şeklinde değil de işin içine biraz gizem katmak suretiyle yapıyor.. Bu tarz “uzaktan tedavi, enerjiyle iyileştirme” konuları çok iddialı alanlar.. Kitapta anlatılanlar kişisel deneyim düzeyinde kalıyor.. Yani dışarıdan baktığında doğrulanabilir, ölçülebilir bir sistematik yok.. Bu bağlamda biraz dikkatli okumak lazım diye düşünüyorum kitabı.. Yoksa üzülerek söylüyorum ki sükutu hayale uğrama durumu da söz konusu olabilir maalesef.. Son olarak şunu söylemek istiyorum; Bence bu kitap bir bilgilendirme kitabından ziyade, daha çok bir deneyim kitabı.. İlham verir mi? Evet.. Ama referans alınır mı? Burada biraz frene basılmalı diye düşünüyorum.. Eğer bu gözle okursanız keyif alırsınız.. Ama “gerçeklik iddiası” üzerinden okursanız kafanızdaki soru işaretleri büyüme ihtimali de söz konusu olabilir.. Okuyunuz efendim..!
ŞifacıAdam Mcleod · Gün Yayıncılık · 200666 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2026 26. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 00:40
İmam Gazali bu eserle insanın en hafife aldığı ama en çok yara aldığı yerden yakalıyor: dil.. “Dil Belaları Lisan Afetleri” öyle uzun uzun teoriler anlatan bir kitap değil; direkt kalbine, daha doğrusu diline dokunuyor.. Biz genelde günah deyince büyük şeyleri düşünürüz ya; işte Gazali tam burada ters köşe yapıyor.. Diyor ki: gıybet, yalan, boş konuşma, kırıcı söz… Bunlar öyle “küçük şeyler” değil.. Hatta insanı içten içe çürüten, kalbi karartan en sinsi hastalıklar.. Ve en tehlikelisi de şu: farkında olmadan yapılıyor olması.. Kitabı okurken ister istemez kendi konuşmalarını sorguluyorsun. “Ben bunu kaç kere yaptım?” diyorsun.. Bir de şu tarafı çok çarpıcı: mesele sadece “susmak” değil.. Yerinde ve doğru konuşmak.. Yani dil ya seni yükseltiyor ya da fark ettirmeden aşağı çekiyor.. Ortası yok.. Gazali burada tasavvufî bir derinlikle ama aynı zamanda çok net bir pratik akılla yaklaşmış konuya.. Lafı dolandırmıyor, direkt yüzüne vuruyor.. Benim açımdan kitap bende şu hissi bıraktı: İnsan dış dünyayı düzeltmeye uğraşırken kendi ağzından çıkanları kontrol etmeyi ihmal ediyor.. Halbuki belki de en büyük imtihan orada.. Dil, kalbin tercümanıysa, demek ki mesele sadece konuşma değil; kalbi de temiz tutma meselesi.. Kısacası dostlarım; bu kitap “okudum bitti” denilecek bir kitap değil.. Arada açıp kendine çeki düzen vermelik bir eser.. Hele ki bizim gibi bazen düşünmeden konuşabilen insanlar için, bayağı bildiğin bir tokat gibi adeta.. Okuyunuz efendim..!
Dil Belaları Lisan Afetleriİmam Gazali · Bedir Yayınları · 200716,8bin okunma
Puan vermedi·115 syf.··
2026 24. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 17:28
Kitap, modern dünyada “din mi bilim mi?” gibi sığ bir ikileme sıkışmış zihinlere ciddi bir itiraz niteliği taşıyor bana kalırsa.. Caner Hoca burada Kur’an’ın, doğru okunduğunda bilimsel düşünceyle çatışmadığını; aksine insanı akletmeye, sorgulamaya ve tabiatı anlamaya sevk eden kutsal bir metin olduğunu savunuyor.. Ki buna katılmamaya imkan yok; zira ben de daha önce Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Elmalılı Hamdi Yazır’a ait olan Mealini okuduğumda naçizane benzer minvalde bir incelemede bulunmuştum; ne mutlu bizleri ki akletmeye çağıran bir Rabbimiz, Kutsal bir Kitabımız ve bir Peygamberimiz var elhamdülillah.. Peygamber Efendimize gelen ilk vahyin “Oku!” olması ve Kur’an’ın bizi sürekli düşünmeye sevk eden üslubu dikkate alındığında; okumanın, anlamanın ve tefekkür etmenin dinimizde ne kadar büyük bir ehemmiyet taşıdığı düşüncesini benzer minvalde bir bakış açısına sahip bir bilim insanından okumakla bunun ne kadar yerinde bir düşünce olduğunu bir kez daha anlamış oldum ve bu konudaki düşüncelerim daha da pekişti ve güçlendi vesselam.. Nitekim din-bilim çatışması söylemine kapılmış zihinleri toparlayabileceğini, “akıl ile iman birlikte yürüyebilir” fikrini güçlü şekilde desteklediğini düşündüğüm bu eseri tüm kardeşlerime okumalarını ve kütüphanelerinde bulundurmalarını gönülden öneriyorum vesselam.. Okuyunuz efendim..!!
Kuran ve Bilimsel Zihnin İnşasıCaner Taslaman · İstanbul · 2015498 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
2026 11. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 23:02
Algernon’a Çiçekler aslında zekânın değil, insan olmanın ne demek olduğunun hikâyesi gibi geldi bana.. Kitabı okurken insan, aklın keskinleşmesiyle kalbin aynı oranda büyümediğini, hatta bazen tam
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,3bin okunma
Reklam