Ulus Baker’in Sanat ve Arzu kitabı öyle ilk bakışta okunup “anladım” denilecek bir metin değil bence; daha çok insanın zihnine sızan, orada dolaşan ve zamanla anlamını açan bir metin..
Benim gözümde bu kitap, sanatın sadece estetik bir uğraş olmadığını, aslında insanın içindeki arzu mekanizmasının dışa vurumu olduğunu çok net bir şekilde ortaya koyuyor.. Ulus Hoca’ya göre sanat dediğin şey, süs değil; insanın varoluş sancısının, eksikliğinin ve arayışının bir tezahürü.. Bu açıdan bakınca sanat, biraz da insanın kendine katlanma biçimi gibi duruyor..
Kitabı okurken şunu fark ediyorsun: Biz çoğu zaman arzuyu basit bir “istemek” hali zannediyoruz.. Oysa Ulus Hoca’nın çizdiği çerçevede arzu, insanı sürekli hareket ettiren, ama asla tam anlamıyla doyurulamayan bir güç.. Ve sanat da tam burada devreye giriyor; o eksikliği kapatmıyor, aksine görünür kılıyor.. Bu da ister istemez insanı rahatsız ediyor ama bir o kadar da hakikate yaklaştırıyor..
Açık konuşayım dostlarım, bu kitap herkese hitap etmiyor.. Çünkü düz bir anlatım yok; biraz Gilles Deleuze etkisi hissediliyor, kavramlar katmanlı, cümleler yoğun.. Yani okurken dikkatinizi vermezseniz kitap sizi dışarı atar.. Ama sabrederseniz, gerçekten zihninizde yeni bir pencere açıcağını düşünüyorum..
Okuyunuz efendim..