Sonunda, Kozmos‘u keşif serüvenimizin son durağındaki küçücük, “Dikkat kırılacak eşya!” denecek çelimsizlikte, mavi beyaz renkli dünyamıza dönüyoruz. Kendilerini dev aynasında görenlerin bile, bu engin kozmik okyanusta adeta kaybolmuş bir noktacık gibi durduğunu çaresiz kabullendikleri Dünyamıza demek istiyorum.
Belki de yıldızların çoğunun bizimkine benzer bir gezegen sistemi vardır. Bunların sınır çizgisinde, gazların büyük halkalar oluşturduğu gezegenler ve buzlu aylar, herkese yakın bölümünde de küçük, sıcak, mavimsi beyazlıkta bulutlarla kaplı dünyalar bulunabilir. Bunların bazılarında, insana benzer akıllı yaratıklar gelişip gezegenlerinin yüzeyini büyük yapılarla kaplamış olabilirler. Onlar bizlerin Kozmos‘taki kardeşleridir. Bizlerden değişik yapıya mı sahiptirler? Şekilleri nasıldır? Biyokimyasal, nörobiyolojik yapıları nedir? Tarihleri, politikaları, bilimleri, sanatları, müzikleri, dinleri, felsefeleri nedir? Günün birinde belki bunları bilebileceğiz.
Mavi yıldızlar genç ve kızgındırlar; sarı yıldızlar orta yaştadırlar ve çoğu bu sınıfa girer; kırmızı yıldızların çoğuysa yaşlı ve ölgündürler; küçük beyaz ya da siyah yıldızlar da ölümün eşiğindedirler.