Tanrıyı iş başında gördüm, mutlu acılar çektim, bundan böyle dünyada hiçbir şeye karşı kendimi savunmaz oldum, bundan böyle hiçbir şeyden korkup çekinmedim, peki dedim her şeye, gönlümün kapılarını her şeye açtım.
Yu Hua ⤻Yaşamak
➩Ciddi anlamda ilk sayfalarında lakayıt bir adamın anlamsız düzensiz hayatının basit kayıplarını okuyup, onun sinir bozucu davranışlarının karşılığında üzülen bir eş ve mutsuz bir anne-baba figürünün etrafında dolanıp duracağımın endişesi ile ilerlerken birden Kıtlık, Çin Kültür Devrimi yılları, sefillik gibi 60-70 li yılların Çin'ine dair hüzün kuşatmasına maruz kaldım.
➩En başında Çinli bir gezginin farklı hikayeler bulmak adına çıktığı seyahat sonucunda karşısına çıkan Fugui ile giriştiği sohbetin sonunda, Fugui'nin sıkça kullandığı kalıp ile : mevzunun buralara kadar geleceğini nereden bilebilirdim?
➩Zengin ve köklü bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelip yine kendine denk hatta kendi ailesinden de zengin bir ailenin güzel kızını eş olarak alarak Fugui, paranın delirtici gücünün karşısında fuhuş ve kumara teslim olur. Ailesinin bitmek bilmez gibi görünen mal varlığını kumarhane köşelerinde büyük bir vurdumduymazlıkla yiyip bitirip ailedeki herkesin hayatını mahvetmeye başlayan Fugui ilk olarak zavallı babasının ölümüne giden yolda bu acıklı sona büyük bir destekçi olur (!)
➩Fakat artık her şey öylesine büyük bir hızla tersine dönmüştür ki - burada yazarın manevra kabiliyeti tartışılmaz derece muhteşem- kahramanımız ailesini sürüklediği sefalete sahip çıkıp onları geçindirmek için çalışmaya başlar. Bir gün annesine bakması için bir doktor bulmak ümidiyle çarşıya indiğinde askere alınarak savaşa sokulup 2 yıl da savaşın soğuk yüzünü deneyimlemiş olarak geri döner, geriye sadece eşi ve artık konuşamayan ve duymayan güzeller güzeli kızı kalır.
➩Fakat acılar ve dertler öylesine büyük bir hızla çullanır ki üstlerine son sayfaya geldiğimde artık acıya ve kötü talihe doymuş olarak kalktım kitabın başından...
➩Tavsiye olarak kesinlikle önerebileceğim