"Hep seni hayalliyorum. Korkunç... Nasıl yanımdasın bilemezsin. Dicle'ye inerim sen, komşuya giderim sen, tabağı tuttuğumda, buzu kırdığımda, uzak yakın güzel bir hanım gördüğümde sen. En çok da mısrâ çekerken..."
Biliyorum gideceksin . Bir eylül ayında ve günün herhangi bir vakti gideceksin . Ne eski bir şarkı engelleyebilecek gitmeni ne de yalnızca gözlerimde sakladığım aşkım . Usul usul ve ağırbaşlı adımlarla gideceksin . Her adımında gitmenin acısı yankılanacak sokakta . Bir törendeymişçesine görkemli bir yürüyüşle gideceksin ve ben çocuklar gibi bakakalacağım ardından . Sen geriye dönüp bakmayacaksın . Gideceksin ...
Yakıcı, yeri boş kalan, içini sızlatan bir özlem duygusuydu hissettiği ama bu duygunun nereye yöneldiği belli değildi. Öylesine bir özlemdi işte; belki boşluğa, belki hiçbir yere; belki de özlem duygusunun ta kendisine.