Peygamberler gelmiyor artık.
Biz kendini dünyaya hapsedenler. Kıyamet yok, mutluyuz. Ağlamak, sızlamak, yalan söylemek bitti. Oyun bitti. Çeliğin ve çimentonun merhametiyle güçlü tabutlarımız. Sıcak mezarlarımızda, renkli ışıklar içindeyiz.
Ağında boğulan bir örümcek kadar mutluyuz.
Ve biz Üçüncü Dünyalılar: "Güneyliler"...
En çok Peygamber görenler...
Biz Üçüncü Dünyanın Vicdanları!
Kendimizi hapsettiğimiz mağalara, hiçbir melek inmeyecek...
KENDİMİZ ÇIKACAĞIZ.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Koşmaya talip değilseniz eğer, çıkmayın yarışa. Uzaklaştığınız an aslında yakınlaşmakta olduğunuz andır. Biliyorsunuz, iki nokta arasında birinden uzaklaşırken diğerine yakınlaşırsınız. Tercih sizin.
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
Su olsan kimse içmez,
Yol olsan kimse geçmez,
Çıkarsın bir dağ başına,
Bir ağaç bulursun
Tellersin pullarsın
Gelin eylersin.
Bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün,
bir de bulutları görürsün.
Köpürmüş gelen bulutları.
Başka ne gelir elden?
Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde
şu dünyanın ıssızlığı.
Tanrı kimsenin başına vermesin
böyle bir yalnızlığı!
YAŞAR KEMAL
İnsanlar, yapayalnızlar.
Dağlar bir bütün gözükse de yalnızdır.
Tıpkı biz (insanlar) gibi; toplumun içinde fakat yapayalnız.
Din insanları birbirine bağlamaktadır. Kendi bağlıları arasında müşterek bir ruh yaratmaktadır. Mensubu bulunan her bireyi, kendi İlah' ı (cc) ile dost kılmaktadır.
İyi yolda yürümeyi emreden, bu yolda yürüyenden daha mutlu olamaz! Nitekim veren de en az dinleyen kadar muhtaçtır öğütlere. Kaldı ki iyiliği öğreten de öğrenenden daha yüce ve bahtiyar olamaz.