Şu içime çektiğim nefes değildir bilesin;
Katran zifiri ile upuzun gecedir.
Bakıp gördüğüm dünya değildir bilesin;
Ömrümden dökülen tel tel güncedir.
Yokluğun ne zor sualdir nereden bilesin;
Kader derler tek kelime bilmecedir.
Sözlerin de sonu gelir ve ölür bilesin;
Kağıttan kabrine gömdüğüm her hecedir.
Sorma bu ahid niye şair
Harf harf mühürlüdür söz
Vakte yemin olsun diye
El bastığımız Mushaf'tır söz
Bu sırra mazhardır Vuslata Eren
Sustukça anlatır elif lâm mim
Hatırası saklı hülyanın kelimelerden
Örülü bir kafestir zihnim
Boşluğa yazar gibi harfler soyut; yokluğa bakar gibi rüyalar, hatıralarla kurduğum hayaller ve şu ardında düştüğüm yollar... Bütün bu soyuta bina edilmiş var ile yok arasında sen diye bir gerçek.
Son sigarada yazılır hep
Yahut hep bir sonla
Hem dar vakittir gün ufukta
Geç kalışlarım bundandır hep
Söylemek öyle kolay değildir
Kalem kelâmın dilinden bilmez
Hem divit değil ki okkaya düşse
Anlatamayışım bundandır hep
...
Uyku, kar gibi örter geceyi. Eridiğinde o saf beyazın altındaki kir ve soğuk gerçeğe uyanır. Rüyalar ve hayaller ise uyku toprağının rengidir; hiç değişmez.