İnsan, doğası gereği istemekten vazgeçemez; bir arzu gerçekleştiğinde bu kez başka bir arzu doğar. Bu bitmeyen istek hâli, hayatın içinde sürekli bir huzursuzluk yaratır. Çünkü insan ya elde edemediklerinin acısını yaşar ya da elde ettiklerinin ardından gelen boşlukla yüzleşir. Schopenhauer’a göre yaşamın acı yönü tam da buradan kaynaklanır: Doyuma ulaşmayan istek, insanı durmaksızın arayışa sürükler ve bu arayış, huzurun kalıcı olmasını engeller. Hayat böylece, tatmin ile yoksunluk arasında gidip gelen bir gerilim alanına dönüşür.