Ebrar

Ebrar
@Ebrar99
Okudum ve bitti
6/10
·128 syf.··
2024 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2024 00:00
Batan Güneş, Japon edebiyatında okuduğum ilk kitap oldu. Yazarın hayatını bilerek okumaya başladığım için beni ruhen kötü etkilemesinden korkarak biraz tereddütle başladım. Tüm karakterler kitap boyunca sadece acı çekmelerine rağmen nedense hiçbir duygu bana geçmedi. Sanki her biri normal hayatlarında mutsuzluk kovalayan kişiler gibiydiler ve yaşadıkları hüzünler çok yüzeysel kaldı. Bu durum betimlemelerdeki yetersizlikten dolayı olabilir ya da acı ile harmanlamış orta doğu topraklarından çıkan kitaplarla büyüdükten sonra artık hiçbir şey yeterli gelmeyecek de olabilir. Bilemiyorum.
Batan GüneşOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20234,546 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Evin güzelliği ölçüsüz, Şefkati sonsuzdur.
9/10
·286 syf.··
2024 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2024 00:00
Kitabı bitirdiğim an aklıma ilk olarak şu soru geldi. Evi bu kadar çok seven Piranesi orada hiç bulunmamış ve orayı hiç tanımamış olmayı tercih eder miydi? Daha eve hiç gitmemişken tüm bu başına gelecekleri bilseydi yine de o ayini yapar mıydı? Piranesi'nin hikayesini başından sonuna kadar heyecan ve merak ile okusam da Matthew Rose Sorensen'e karşı derin bir hüzün hissediyorum. Bu hikayede kurtarılamayan tek kişi o oldu. Nefes alsa da bir daha asla yaşayamayacak. Başka bir bedenin içerisine hapsolmuş ve hep de öyle olacak.
PiranesiSusanna Clarke · Alfa Yayınları · 2022642 okunma
7/10
·160 syf.··
2020 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2020 22:52
Yaşamakta olduğumuz hayat gerçekten yaşamak istediğimiz hayat mı yoksa bize dayatılan şeylerden ötürü öyle olduğunu mu düşünüyoruz? Eğer şuncacık ömrümüzde bile bizi mutlu eden şeyleri yapamayacaksak yaşamanın anlamı ne? Şu andan keyif alamıyorsak güneş tekrar doğsa ne doğmasa ne?
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Nokta Yayınları · 200633,1bin okunma
Bir Marslının koli bandı ile imtihanı
8/10
·416 syf.··
2019 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2019 17:51
Son zamanlarda okuduğum en iyi bilim kurgu kitaplarından biriydi desem ne eksik olur ne de fazla. Kitabın her bir satırında Mark Watney’in bitmek bilmeyen azmine ve yaşama aşkına hayran kaldım. Ben işler biraz yolunda gitmeyince hayattan ümidimi kesip direk depresyon moduna girerken adam koskoca Mars’ta tek başına, yiyecek içecek hatta nefes almak için bile sıkıntı çekerken bir de espiri yapıyor. Bence böyle bir insanın gerçek hayatta olması mümkün değil. Ya sen Mars’ta kalmışsın, herkes seni öldü biliyor, her şey yolunda gitse bile ne kadar ne yapabileceksin bir telaşlan elin ayağına dolaşsın ağla sızla. Hadi ilk başta depresyona girmedin başına onca şey geldiğinde hala mantıklı ve soğuk kanlı bir şekilde düşünebilmek nedir?!? Sanırım o anlarda ben Mark’tan daha stresliydim. Mark’ın güçlü ve espirütüel kişilk özelliklerini geçecek olursak çok güzel bir bilim kurgu kitabıydı. Fiziğe, astronomiye ya da botaniğe (!) ilgilisi olmayanların hızlıca okuyup geçmek isteyeceği çok fazla kavram vardı ve bence bu da hikayenin akış hızını biraz yavaşlatıyordu. Ancak bu konulara ilgisi olanların da kitaba dair ilgisini arttıracak kavramlardı. Yani kitabın hem negatif hem de pozifit kısmıydı diyebiliriz. Başka da bir pürüz bulan bilim kurgu kitabı sevmiyordur zaten bunun farkına varmasının zamanı gelmiş. (Evet yarısı brandayla kaplı bir uzay gemisi gerçek hayatta uçamayacak olabilir ama bu bir kitap biraz heyecan olmak zorunda) He bi de filmi varmış en yakın zamanda izleyeceğim umarım güzeldir ve umarım kitaptan çok sapmamışlardır. ——— Kitabın anlatmak istediği ana düşünce; Eğer elinizde yeterli sayıda koli bandı varsa üstünden gelemeyeceğiniz hiçbir problem yoktur.
MarslıAndy Weir · İthaki Yayınları · 202210bin okunma