Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü
Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü
Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.
Faruk Nafiz Çamlıbel
Senden bilirim yok bana bir fâ'ide ey gönül
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
Etsem de abesdir sitem-i hâre tehammul
Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül
Osman Nevres
Yüzünde göz izi var
Sana kim baktı yârim?
Karacaoğlan
Dilerim Tanrı'dan ki, sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!
Faruk Nafiz Çamlıbel
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dostoyevski’nin "Yeraltından Notlar" eserindeki o tekinsiz ve sarsıcı ruh halini bundan daha iyi özetleyen bir pasaj herhalde yoktur. Yeraltı Adamı’nın o bitmek bilmeyen iç hesaplaşmaları, topluma karşı duyduğu o derin öfke ve aynı zamanda içten içe hissettiği o çaresiz ait olma arzusu... Kendini hem herkesten üstün görüp hem de sefilliğin en dibine itme isteği, edebiyat tarihinin en dürüst ama bir o kadar da güvenilmez karakter çatışmalarından biridir.
Yeraltı Adamı'nın bu kadar çelişkili dalgalanmalar yaşaması ve okumayı bir sığınak olarak görürken bile içindeki o "sefihlik" arzusunu bastıramaması, onun içsel çatışmasının ve derin yalnızlığının bir sonucudur.
Kadınlar hep şüphecidir, zor güvenirler ve fakat asla tam güvenemezler. Oysa erkek güvenmek isteği ile tıka basa doludur. Vesveselerle, müphem belirtilerle kendi aleyhine de olsa mankurtca savaşır. İşte tam bu arada uyanmayı başarabilen zeki bir erkek şüphe duymaya başlayınca çok tehlikeli bir hâle bürünür. Fakat bu tehlikeli hal , umursamayı bıraktığı an ile mukayese dahi edilemez.