Ebru Bozdoğan

Ebru Bozdoğan
@EbruBozdogan
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
Derya Coşkun Mutluluk İksiri Deneme, 126 sayfa. Sokak Kitapları Yayınları Derya Coşkun Facebook'tan tanıdığım bir arkadaşım. Onu aslında Kitap Kulübü vasıtasıyla tanıdım dersem çok yanlış olmaz. Aslında hem Kitap Kulübü üyesi -kitap okuyan- hem de Michael Jackson hayranı olması sebebiyle, onu iki farklı grupta görünce dikkatimi çekti. Bir kitap yazdığını da öğrenince arkadaş olmak istedim. Çok fazla ortak noktamız vardı. Sonradan, yine kulübümüz üyesi değerli yazar Necmettin Yalçınkaya'nın övgüsüne mazhar olduğuna da tanık oldum. Uzun zamandır arkadaş olmamıza rağmen kitabını alıp okumak yeni kısmet oldu. Bugün size onun ilk ve tek kitabı olan Mutluluk İksiri'ni tanıtmak istiyorum. Derya Sosyal Hizmet okumuş genç bir edebiyat gönüllüsü arkadaşımız. Mutluluk İksiri 126 sayfadan oluşan incecik bir kitap. Türü deneme ama kişisel gelişim kategorisinde de değerlendirilebilir. Her ne kadar ince olsa da dolu dolu bir kitap okudum. Kitap bize mutluluğun sihirli formülünü vermiyor elbette. Ancak iç huzuruna sahip, özgüvenli bir insan olmanın sırlarını, hayata karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlatıyor. Bunlar çoğumuzun bildiği şeyler aslında. Ama ne kadarını yapabiliyoruz? Okurken düşündüğüm şey şu oldu: Hayatın en büyük sırları aslında en küçük ve önemsiz gördüğümüz detaylarda gizli. En az önem verdiğimiz konular, bilip de yapmadıklarımız. Belki basit konular diye onları sürekli sümen altına itiyoruz. Bu sebeple çok daha büyük sorunlara saplanmamıza yol açan şey, en iyi bildiğimiz halde basit olduklarını düşünerek göz ardı ettiklerimizdir. Derya Coşkun bu kitapta hepimizin çok iyi bildiği, ama uygulamak konusunda her zaman başarılı olamadığımız basit gerçekleri bize hatırlatıyor. Bazen en büyük sır gözümüzün önünde durur ama elimizi nasıl uzatıp onu alacağımızı
Mutluluk İksiriDerya Coşkun · Sokak Kitapları Yayınları · 20172 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2018 9. kitabı
Tolstoy- İtiraflarım Bizde dini sorgulamaya tam tersinden gidilir. Biz derken naçizane kendim gibi cahil ve gelişmeye çalışan, okuyan, aydınlanma isteğinde olan yoksul ve sıradan halktan bahsediyorum. Aklımız sorular sormaya alışır ve bazılarımız dini tümüyle sorgular halde buluruz kendimizi. Bu sorgulamanın sonuçları da her birimiz için farklı olur. Tolstoy ise zengin doğmuş, formel eğitime inanmadığı için birinci sınıftan sonra üniversiteyi bırakmış da olsa, pek çok insanın bugünkü olanaklarla bile alamayacağı kadar iyi bir eğitim almış. (Bu kitabı okuyunca Tolstoy'un sadece edebiyatçı yanını değil, bilim ve felsefe hakkında bildikleriyle, müthiş bir araştırma gücü ve öğrenme aşkıyla kendine hayran bırakan yüksek seviyede bir entelektüel olduğunu idrak ediyorsunuz.) (Yine bu noktada bir parantez açmak isterim. Tolstoy'un sırf dine olan düşkünlüğünü bildiğim için onu biraz küçümseme cehaletini gösterdiğim de olmuştu. Bu kitaptan sonra, hala bazı konularda ona acısam da, o küçümsemeye benzer duygu için utandım.) Ne diyorduk, Tolstoy bu kadar şanslı bir azınlığa mensup olduğundan, biz sıradan insanların yaptığı şeyi tersten yapmış. Dini değil hayatı sorgulamış, bir depresyon sürecinden geçmiş, intiharı tek çözüm olarak bulmuş, yapamamış, sürekli bir arayışa devam etmiş; sonunda da Tanrı'yı bulmuş. İtiraflarım kısa bir eser, otobiyografik deneme. Son derece anlaşılır, akıcı ve samimi bir dille yazılmış. Tolstoy'un şöhret, para, saygınlık ve bunların getirdiği zevk ve sefa aleminde süregelen yaşantısının, her başarıyı tatmış bir insanın duyduğu tatminsizlik duygusuna dönüşümü, çok sevdiği ailesi de dahil her konuda ilgisini yitirmesini, hayatın anlamını kaybedişini anlatmakla başlıyor. Sayfalar arasında Tolstoy'un bilim ve felsefe içinde hayatın anlamını arayış
İtiraflarımLev Tolstoy · Antik Kitap · 201629,3bin okunma
7/10
·21623 syf.··
Beğendi
·
2018 8. kitabı
Ahmet Altan-Aldatmak Elimde Ekim 2002'den beri, yani neredeyse ilk yayınlanmış olduğundan bir ay sonrasından beri (1. Baskı, Eylül 2002) bekleyen bir roman. Çıkar çıkmaz almışım. Üzerinden geçen 16 senede okuma girişimim olup olmadığını hatırlamıyorum, sadece bir yere kurşun kalemle soru işareti koymuş olduğumdan en azından denemiş olduğumu düşünüyorum. Üzerinde en ufak bir altı çizili yer olmaması da bana tamamını okumamış olduğumu düşündürüyor. (Okurken satır altı çizmenin faydaları) Sonunda okudum. İstenirse bir günde çok rahatlıkla okunabilecek, heyecanlı, akıcı, 239 sayfa bir roman olduğunu söyleyeyim. Ben okumayı birkaç güne yaydım. Konusu; başarılı, orta zenginlikte, mutlu bir evliliği ve çocuğu olan, hayatında görünürde hiçbir eksiği olmayan, hatta kendini mutlu gören bir kadının eşini aldatması; yüksek derecede yaşadığı heyecan duygusu, daha önce benzerini yaşamadığı yüksek haz ve şiddetli cinsel fantezilerin etkisiyle bu heyecana, aynı zamanda o heyecanı kendisine yaşatan kişiye duyduğu bağımlılık hissi. Bütün bunların arkasında, başarılı ve düzenli insanların hayatlarındaki duygu eksikliğinin etkisi, eşler arasındaki duygusal iç dökmenin ne kadar önemli olduğunun altı çizilmiş. Romana empati/sempati ekseninden yani öykü odaklı bakarsanız ne hissedeceğinizi bilemem. Ancak ben hiçbir şekilde roman kahramanı ile ne empati kurabildim ne de ona kızabildim. Tarafsız bir gözle bir hikaye okudum. Ama bu asla duyguların başarısız bir şekilde ifade edilmesinden kaynaklanmıyor; hatta tam tersine, bu romanın birazdan değineceğim gibi en başarılı tarafı duygu tahlillerinin mükemmelliği. Ben bu duygunun geçmeme, özdeşim kuramama durumunun kişiye göre değişebileceği kanısındayım. Yani aynı romanı okuyan biri Aydan'a çok kızabilir, veya onun için çok üzülebilir de. Ben
AldatmakAhmet Altan · Everest Yayınları · 20196,8bin okunma
10/10
·101 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
İnci- John Steinbeck Meksika'da yoksulluğun, ayrımın, iç içe geçmiş farklı ırkların ve hayatların bir arada uyumsuzluk içinde yaşadığı bir körfez kasabası. Bir yanda zengin taş evler; bir yanda sazlık kulübelerde yaşayan yerli balıkçı ve inci avcıları. Bir yanda, ataları zamanında taşa, denize, güneşe, yeryüzünde bulunan her şeye şarkılar yazmış olan, artık yeni şarkı yazmayan ama eskileri ezbere bilen bir halk. Cehaletin ve yoksulluğun geri bıraktığı, ama hayvanca içgüdülerinin doğru -görünen- yolu gösterdiği, aileleri için yaşayan temiz insanlar. Diğer yanda, yazarın tanımıyla o topraklara dört yüz yıl önce "kendi çıkarları, kendi kuralları ve bu ikisine destek sağlayan ateşli silahları ile gelen yabancılar". Aletleri, dinleri, ticaretleri ve iki yüzlülükleriyle; bütün bunları bu zavallı insanları sömürmek için kullanan insanlar. Görünen odur ki burada beyaz ırk da siyah ırk da bu yerli halktan üstündür. İşte böyle bir yerde, bebeğini akrep soktuğu gün, bütün kötülükleri bünyesinde toplayan doktorun ona bakmaması üzerine dualarla, büyükbabasından babasına, ondan kendisine kalan kanosuyla ("Bu kano onun para eden yegane mal varlığıydı."...."çünkü kanosu olan bir erkek bir kadına onu doyurmayı garanti ediyor demekti.") açılan Kino, o güne kadar dünyanın gördüğü en büyük inciyi bulur. Ya da bütün kasaba onun dünyanın en büyük incisi olduğuna inanır. Bu inci ile çok büyük, muazzam (!) hayaller kurar. Önce parası olduğu için artık kilisede evlenebilecektir eşiyle. Yeni giysileri olacaktır. Bebeği Coyotito okula gidecektir, okuma yazma öğrenecektir, büyük kitaplar okuyacaktır. Rahibin söylediği, doktorun söylediği; kendileri okuyamadığı için duyduklarında doğru kabul ettikleri her bilgiyi okuyup, doğru olup olmadığını kendilerine öğretecektir. Ve bir tüfeği olacaktır
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
10/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2018 6. kitabı
Top Oynayan Kedi Mağazası, Honoré de Balzac. Önsöze göre bitiremediği İnsanlık Komedyası isimli büyük yapıtının içinde yer alan kısa romanlardan biri. 1829 Eylül'ünde yazmaya başlamış, 1830'da yayınlanmış. Elimdeki baskı Cumhuriyet gazetesinin hediyesi olarak 1998 yılında basılmış. Elimde o zamandan beri bulunmakla birlikte, daha önce okuyup okumadığım hakkında hiçbir fikrim yok. Birkaç saatte okunabilen, önsözü saymazsak 94 sayfalık bir roman. Konusu, cahil, saf ve temiz kalpli bir burjuva kızıyla, aristokrat ve entellektüel bir ressamın aşkı, büyük aşkın şiddetli tutkusu söndükten sonra ortaya çıkan yaşamsal farklılıklar, kültür farkı ve düşünce çatışmalarının verdiği mutsuzluk. 19. yy Paris'indeki farklı yaşamlara ışık tutuyor. Özellikle tüccar ailelerin zengin ama inanılmaz basit yaşamı ilginizi çekebilir. Betimlemeler bazen zor takip ediliyor, ağır ağır okumayı gerektiriyor. Ancak ağdalı bir üslubu yok. İnsanların duygu dünyalarını yansıtmada başarılı. Kafa dağıtmak için okunabilir. Çabuk bitirilecek bir roman arıyorsanız, ağır okumalarınıza mola vermek için ideal. Balzac, önsözde de tanımlandığı gibi, içinde yetiştiği Romantizm akımı çağının gereklerini yerine getirirken, daha sonra ortaya çıkacak Gerçekçilik akımının da öncülerinden olmuş. Bu romanda her iki akımın bağdaşmış bir hali de var, diyor önsöz. Ben demiyorum. Ben anlamam ilm-i hikmetten, kilimi kim götürdü mektepten? Romanı sevmemi sağlayan sebeplerden biri de çok sevdiğim ressam Raffaello'dan birkaç yerde bahsetmesi oldu. Ayrıca kitapta evlilik sözleşmesine yer verilmiş olması da ilginç. Tüccar ne kadar zengin bir aileden gelse de bir ressama güvenmeyip kızı ile malların ayrılığını evlenmeden önce sağlama alıyor. Romanda cahil ve saf Augustine'in aşkını ve eşine duyduğu aşk için her
Top Oynayan Kedi MağazasıHonore de Balzac · Cumhuriyet Yayınları · 1998481 okunma