Kitap gerçek bir savaşın içerisine yerleştirilmiş hem gerçek hem de kurgu karakterle bezenmiş bir kitap. Savaş, Rus-Fransız Savaşı. 1805-1812 yıllarındaki savaşı anlatıyor. Ama kitap 1820 yıllarına kadar bizi getiriyor. Dünyanın en büyük komutanlarından Napolyon un dönemini anlatıyor. Napolyon u Tolstoy un sevmediğini kitabı okuyan herkes anlamıştır.
1863 te yazmaya başlayan yazarımız kitabı sadece 6 yılda bitirebilmiş. Yani böyle devasa 1850 sayfalık bir eser sadece 6 senede oluşmuş. Kitapta bilinen 550 tane karakter var. Yüzde 3 ü Fransızcadır. Romanı yazmak için yaklaşık 60 kaynağı okuduğu düşünülmektedir. Ama sivrilen tabii ki ve beni çok etkileyen karakterler oldu. Onlardan birazdan bahsedeceğim. Karakterler ile ilgili olarak tespit ettiğim bir nokta var. Hepsi kitabın içerisinde değişim sağlıyor. Kötü biri gibi gördüğün hamile eşine kötü davranan Prens Andrei yi, ilerleyen sayfalarda babası tarafından sürekli ezildiği için ve vatansever duruşundan dolayı seviyor oluyorsunuz. Yada tam tersi Kontes Natasha yı kitabın başında seviyorken, Andrei yi terk ettiğinden ve güçlü bir kişi duruşu gösteremediğinden dolayı sevmiyor ve kızıyor oluyorsunuz. Bu çok gerçekçi bir anlatım katmış kitaba. Bayıldım. Anatole mesela berbat bir karakterdi. Ama savaşta bacağını kaybettiğinde bir parça onu bile sevmeye başlıyorsunuz. Babasından dolayı böyle bir adam oldu, çıktı. Belki bir şansı daha hakediyor haa diyorsunuz. Bu geçiş kitabı kusursuz bir gerçeklikte ilerletti.
Öne çıkan karakterler; Prens Andrei , Kont Nikolai, Kont Pierre , Kontes Natasha ve Prenses Marya. Allah sizi bildiği gibi yapsın, artık ben yorum bulamıyorum denilecek karakterlerde Helen ve Anatole idi. Helen ismi acaba Truva savaşında rahat durmayan ve ortalığın karışmasına vesile olan Helen e bir gönderme miydi