“Birlik,” diyor, “kendi içinde ayrılan şeylerin uyuşmasıdır, tıpkı okla yay arasındaki uyuşma gibi.” Uyuşmanın bir ayrılma olduğunu, birlik içinde ayrı şeylerin kaldığını söylemek mantığa düpedüz aykırıdır.
Demek istediği belki de şudur: Önce birbirinden ayrılan alçak ve yüksek sesler var, sonra bu sesler uzlaşıyor ve müzik sanatında ahenk bu uzlaşmaya dayanıyor.
Alçakla yüksek ayrı kalsalardı, ahenk diye bir şey olamazdı. Gerçekten de ahenk bir ses birliğidir, ses birliği ise bir uyuşmadır.
Ama iki şey birbirine karşı çatışma halinde olduğu müddetçe, bundan bir uyuşma doğmaz, çatışan, uyuşmayan şeyler bir ahenk kuramaz. Ritim için de böyledir, çünkü ritim de önce birbirine karşıt olan çabukla yavaşın sonradan uyuşması ile doğar.
Bütün bunlarla müziğin yaptığı nedir? Hekimlikte olduğu gibi, ayrı şeyleri sevgiyle kaynaştırıp uyuşturmak.
Başka türlü söyleyecek olursak, müzik ahenk ve ritim alanında sevgi olaylarının bilgisidir.
Sayfa 55 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu