Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem aydınlık hem karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiç bir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete..
“Ahbapları arasında büyük bir bekçi köpeği rolünü oynar, herkese havlar, kimseyi korkutmaz, fakat nasıl atılırsa atılsın hiç bir et parçasını kaçırmaz, yere düşmeden yakalardı.”
“Toplum dediği tam olarak neydi? İnsanın çoğulu mu? Toplum denen şey tam olarak nerede bulunuyordu? Tüm hayatımı toplumdan korkarak, onu güçlü, ürkütücü ve korkutucu bir şey hayal ederek yaşamıştım. Toplum dediğin şey sen değil misin? “
“Ben şuna inanırım bu hayatta; kimse kimsenin yaşamına boşuna dahil olmaz. Herkesin üstlenecek bir görevi vardır. Onu yapar ve vakti gelince sahneden çekilir..”