TerraNoctis

TerraNoctis
@EchoAether
Birdboy, yaşamın iğrençliklerinde kendin olmak ve yalnızlığına, kendine, herkese savaş açmak ve yine de var olmak. Ölümüne ve yaşamına rağmen var olmak ve iz bırakmak, ışık saçmak.
Bunu okumadan ölme dediğiniz bir kitap var mı? Ayrıca şu kitabı okumasaydım eksik hissederdim dediğiniz bir kitap var mı?
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nippur'umuzu, krala bağlı bir başkan (ensi) idare eder. O, şehrimize ait bütün işlerden sorumludur. O, yüce Tanrımızın kentini yönettiği için, diğer bütün şehirlerin başkanlarından büyük saygı görür. Hepsi birçok hediye ve kurbanla onun ayağına gelir. Fakat o, kendisini küçültmemek için hiçbirine gitmez. Bir gün, "şehrimizin neresinde ne olduğunu gösteren bir haritası yapılabilse ne iyi olurdu" düşüncesi aklıma geldi. Hemen bu düşüncemi tarlaların, arsaların haritasını çizmekte uzman olan arkadaşlara söyledim. Hepsi son derece ilgilendi. Oldukça uzun çalışmalar sonucu onu ölçümlü olarak bir tablete çizdiler. Böylece şehir planı yapma işinde de öncülüğü Nippur çekti.
Araştırma-İnceleme Tarih
Babamız yüce Enlil, Nippur'dan bütün ülkeyi gözler; diğer Tanrıla­rımıza yapacakları işler için emirler verir buradan. Tanrılanmız bir konu üzerinde karar alacakları zaman, Enlil babamızın başkanlığında Nip­pur'da toplanırlar. Enlil babamızdır; yeryüzünü, gökyüzünü meydana ge­tiren. Çok çok eskiden, her yer, her taraf dipsiz bucaksız, Tanrıça Nammu adıyla bir denizmiş. Günlerden bir gün Tannça bu denizden koskoca bir dağ doğuruvermiş. Bunu gören yüce Enlil hemen onun arasına girerek dağı ikiye ayırmış. Onun üst kısmı gökyüzü, alt kısmı da yeryüzü ol­muş. Gökyüzünü, adı "gök" anlamına gelen Tann An almış. Yeryüzü de "yer" anlamına gelen Tanrıça Ki ile Enlil babamızın olmuş. Ki yeryü­zünün toprağı, taşı; yüce Enlil de soluğu nefesi, havasıdır. Zaten adı da "havanın beyi" anlamına geliyor ya! Hava olmazsa soluk alabilir, ya­şayabilir miyiz? Onsuz hiç ama hiçbir canlı yaşayamaz. Bize göre yüce Enlil'siz ne kentler kurulur, ne yerleşmeler olurdu. Ne ahırlar, ne ağıllar yapılırdı; ne kral olur, ne rahip doğardı. Denizin balıkları kamışlığa yu­murtlayamaz, kuşlar yuva yapamaz, bulutlar suyunu bırakamazdı. Ne­hirlerin kabaran suları taşmaz; bitkiler, ağaçlar büyüyemez; tarlalar tahıl ile dolmazdı.
Araştırma-İnceleme Tarih
Hiçbir zaman başkent olmadı Nippur; hiç­ bir kral yaşamadı burada. Ancak krallar taç giymek için gelirler Nippur'a. Böylece, başta yüce Tanrımız Enlil ve saygın eşi Ninlil olmak üzere, di­ğer büyük Tanrılarımız tarafından Ekur Tapınağı'nda kutsanır ve Tanrısal hediyelerini alır krallar. Bu hediyelerin neler olduğunu, sizi merakta bırakmadan yazayım: Tanrısal bildiriler olan me'lerin toplandığı bir taht; uzun sürecek bir taç; halkı denetleyecek bir asa; şan ve şerefli bir ad; mutlu bir yaşam; ülkemize taşkın nehirler, verimli topraklar ve dölya­takları; Enlil babamızın değerli tapınağı Ekur için uzak yakın ülkelerden getirilecek bol haraç. Ne önemli hediyeler değil mi? Ne yazık ki, birçok kralımız bu hediyeleri gereğince kullanmasını bilememiş; bu yüzden de gücünü çabuk yitirmiş. Sonuçta ne olduysa, milletimize olmuş.
Araştırma-İnceleme Tarih
Ahh bir de ülke kuruyor o sarı saçlı mavi gözlüler
Benim şehrim Nippur'u, bütün Tanrılarımızın babası ve kralı olan yüce Enlil kurmuş. Biz "Karabaşlılar"ın bir kısmını buraya yerleş­ tirmiş. Geri kalanlar da öteki Tanrılarımızın kentlerine dağılmış. Her kentimiz bir Tanrı'nın denetimi ve koruması altındadır. "Biz Karabaş­lılar" deyince şaşırdınız herhalde; haklısınız kuşkusuz. Biraz garip bir ad, bir ulus için. Neden kendimize bu adı vermişiz diye yaptığım araş­tırmalar ve söylentilerden çıkardığım sonuca göre, atalarımın buralara göç etmeden önceki oturdukları yerlere komşu topraklarda sarı saçlı, mavi gözlü insanlar yaşıyormuş. Herhalde onlardan kendilerini ayır­mak için bu adı koymuşlar. Sarı saçlı, mavi gözlü insan nasıl olur, bir türlü gözümde canlandıramıyorum; pek hoş olacağını da düşünemiyo­ rum. Benim ülkemde böyle birini hiç görmedim. Biz kara saçlı, kara gözlüyüz, fakat sakın derimizin de kapkara olduğunu sanmayın. Biraz buğday rengine benzer tenimiz.
Araştırma-İnceleme Tarih