İster kendime ait olsun ister geniş bir okur kitlesiyle paylaştığım kütüphaneler bana hep çılgın yerler olarak görünür, onların labirenti andıran, kitapların uyumsuz düzenlerine (becerinin olmasa bile) aklın egemen olduğunu düşündüren mantık beni oldum olası çekmiştir. Sıkış tıkış raflar arasında kaybolup gitmekten maceracı bir tat alır, harflerin ya da rakamların kurdukları sıradüzenin bir gün beni vaat edilen yere götüreceğine dair boş bir inanca kapılırım. Kitaplar nicedir falcılık yeteneğinin araçlarıdır. Northrop Frye yazdığı onca kitaptan birinde, "Büyük bir kütüphane," diye düşünmüştü, "dil yeteneğine ve telepatik iletişimin uçsuz bucaksız etkisine sahiptir."