Eda Soydan Sarıhan

Üzülerek söylemeliyim ki, sahip olduğum bütün bu duygular, zaman denen acımasızlık tarafından yutulup bir hiç edilecekler. Hatıralar kaybolacak ve ruh, bedenden ayrılacak. Boş bir kabuktan başka bir şey bulamayacağım elimde. Bir hayal edin. Ne denli bir acıdır bu! Bu düşünceler aklımda dolanırken yaşamak öylesine ağır bir yük ki...
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bizim aşklarımız tam sevgi olmadığı için, mânilere rastladığı için, taşlara çarpan su gibi kabarıyor, sıçrıyor, dağılıyor, gideceği yere rahat gidemiyor. Bütün tereddütlerimiz, şüphelerimiz, korkularımız, itimatsızlıklarımız, küçük görüşlerimiz, kendimize güvenemeyişlerimiz, iç çekişmelerimiz, öfkelerimiz, isyanlarımız, hepsi, hepsi, aşkımızın tam aşk olamamasından, yolunu bulamamasından. Bizimkisi aşk değil, aşk hastalığı; onlarınki aşk hastalığı değil, aşk.
Sayfa 397·Kitabı okudu
Sevmesini bunlar biliyorlar. Susarak sevmesini. Erkek susar, kadın da. "Beni seviyor musun?"lar yok, "Daha az mı, çok mu?"lar yok. Emniyet yüzde yüz. Fedakarlık bitirmiş. "Ben seninim, sen benimsin." O kadar. "Sözlüyüm." diyorlar. Bitti. İki taraf da ölünceye kadar öteki için parçalanmayı göze alıyor. Sessiz. Aşk mektupları, sitemler ve tehditler yok. Mutfakta bir tıkırtı. İclâl, Mustafa'nın çorbasını pişiriyor. Hep onu düşünüyor. Yirmi sene, elli sene sonra hep onu düşünecek. Mustafa eşikte görünüyor. Sessiz. Dil dökmüyor. Dil olmayan yerde yalan olur mu? Onun bir İclâl'i var. Dünya o. Mağrur, susuyor. Vazife saati. İclâl daha çorbayı pişirmedi. Ne ciddiyet!..
Sayfa 396·Kitabı okudu
"... Demek ki insan beyni bir dakika düşünmeden duramıyor, o garip başı öyle yaratılmış ki istese de istemese de düşünceler art arda geliyor, bir düşünceden öbürü doğuyor, herhalde ölünceye kadar böyle devam ediyor bu."
Sayfa 122·Kitabı okudu
Edebiyat
Tren, baharın yeşerttiği engin Sarı-Özek bozkırında olanca hızıyla koşuyor, önünde kaçan ufuk çizgisini yakalamaya çalışıyordu. İleri bakınca, dünya iki şeyden ibaret görünüyordu: Mavi gökyüzü ve sonsuz bozkır. Gökyüzü ve bozkır uzakta bir noktada birleşiyor ve tren de bütün hızıyla işte o noktaya kavuşmak arzusuyla yanıp tutuşuyordu.
Sayfa 365·Kitabı okudu