Özlem Esmergül

Özlem Esmergül
@Edebisanatlar

Özlem Esmergül

, bir kitap okudu
9/10
·224 syf.·
Beğendi
·
15 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2026 19:40
·
2026 133. kitabı
Romain Gary (Emile Ajar)
8/10 · 385 okunma
Reklam

Özlem Esmergül

, bir kitap okudu
8/10
·414 syf.·
Beğendi
·
2026 132. kitabı
Alice Miller
9.3/10 · 61 okunma
Kafka'nın Izdırabı
Thomas Mann, Franz Kafka hakkında şunları yazmıştı: “O bir hayalperestti ve kurgusunu çoğu zaman bütünüyle bir rüyanın çizgileri etrafında tasarlar ve biçimlendirirdi. Onun eserleri, hayatın tuhaf ve belirsiz bir aynası olan rüyaların mantıksız ve rahatsız edici absürtlüğünün gülünç derecede birebir taklitleridir.” Alfred Döblin ise şöyle yazdı: “Yazdıkları mutlak gerçeğin izlerini taşır, sanki hiç de onları uydurmuyormuş gibi. Tabii ki tuhaf biçimde karışık ama kesinlikle doğru, çok gerçek bir merkez etrafında örülmüş... Kafka’nın romanlarının rüyaların doğasını taşıdığı söylenir ki buna elbette katılabiliriz. Fakat nedir ‘rüyaların doğası’? Her an tümüyle inandırıcı ve şeffaf olan kendi doğal akışları; rüyalarda olanların derin gerçekliğine dair duygumuz ve farkındalığımız, bir de bunları çok önemsediğimiz hissi” (Wagenbach, Franz Kafka). Kafka’nın eserlerinde rüyaların yapısını taklit etmediğini, aslında yazdığı gibi rüya gördüğünü söyleyebilirim. Erken çocukluktan gelen deneyimleri o farkında olmadan yazılarında yer bulmuştu, tıpkı diğer insanların rüyalarında olduğu gibi. Bu şekilde baktığımız zaman arada kalıyoruz; çünkü Kafka, ya insan toplumunun doğasını gören ve bildiği bir şekilde “göklerden inen” büyük bir vizyonerdir (ki bu durumda bunun çocukluk dönemiyle hiç bir ilgisi olamaz), ya da kurgusu en erken bilinçdışı deneyimlerine dayanır ve bu durumda ise popüler görüşe göre evrensel önemden yoksundur.
Kafka'nın Izdırabı
Thomas Mann, Franz Kafka hakkında şunları yazmıştı: “O bir hayalperestti ve kurgusunu çoğu zaman bütünüyle bir rüyanın çizgileri etrafında tasarlar ve biçimlendirirdi. Onun eserleri, hayatın tuhaf ve belirsiz bir aynası olan rüyaların mantıksız ve rahatsız edici absürtlüğünün gülünç derecede birebir taklitleridir.” Alfred Döblin ise şöyle yazdı: “Yazdıkları mutlak gerçeğin izlerini taşır, sanki hiç de onları uydurmuyormuş gibi. Tabii ki tuhaf biçimde karışık ama kesinlikle doğru, çok gerçek bir merkez etrafında örülmüş... Kafka’nın romanlarının rüyaların doğasını taşıdığı söylenir ki buna elbette katılabiliriz. Fakat nedir ‘rüyaların doğası’? Her an tümüyle inandırıcı ve şeffaf olan kendi doğal akışları; rüyalarda olanların derin gerçekliğine dair duygumuz ve farkındalığımız, bir de bunları çok önemsediğimiz hissi” (Wagenbach, Franz Kafka). Kafka’nın eserlerinde rüyaların yapısını taklit etmediğini, aslında yazdığı gibi rüya gördüğünü söyleyebilirim. Erken çocukluktan gelen deneyimleri o farkında olmadan yazılarında yer bulmuştu, tıpkı diğer insanların rüyalarında olduğu gibi. Bu şekilde baktığımız zaman arada kalıyoruz; çünkü Kafka, ya insan toplumunun doğasını gören ve bildiği bir şekilde “göklerden inen” büyük bir vizyonerdir (ki bu durumda bunun çocukluk dönemiyle hiç bir ilgisi olamaz), ya da kurgusu en erken bilinçdışı deneyimlerine dayanır ve bu durumda ise popüler görüşe göre evrensel ödemden yoksundur
Sayfa 300·Kitabı okudu
Anayurt Oteli
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Anayurt Oteli, bir taşra delikanlısının anılarıyla ve ölüleriyle bağlı olduğu geçmişinden kurtulamayışını, kendini babadan kalma bir otele hapsedişini, geçmişe sıkışmışlığını anlatan bir romandır diyen olursa oradan uzaklaşın, romanı bu kişiyle lütfen konuşup tartışmayın olur mu? Bir abla nasihati! Zebercet, otele sıkışmış bir taşra delikanlısı argümanıyla okunamaz. Bu son derece sığ, kör kütük bir bakış olur. Kitabın adı: Anayurt Oteli. Karşımızda bir memleketin mizacı var. (Ne tarihi, ne destanı, bildiğin mizaç) Yusuf Atılgan özgürlüğün dayanılacak gibi olmadığının altını çizer çok önemli bir sahnede. Özgürlük dayanılmaz bir şeydir. Onunla ne yapacağını bilemezsen bu iktidarın çöküşü hatta intiharı bile olur. Zebercet, içi doldurulamamış bir özgürlük kavramıdır. Artık üzerinde baskı unsuru oluşturan herkes öldüğü halde, 33 yaşında genç ve alabildiğine özgür bir adam olduğu halde bununla ne yapacağını bilemez. Özgürce ölme hakkını kullanır. Bir yerde cumhuriyet eleştirisi daha doğrusu modernite eleştirisi olarak da kabul edilebilir bu roman. Özgür toplumların, dilediğince sevişen, dilediği gibi giyinen, yiyen, içen, eğlenen, dövüşen, çalışan, çalışmayan, seçen, seçmeyen, hunharca harcayan, tüketen, paşa gönlünün istediğini alan ya da yapan insanların, bu içi boş özgürlükle derin bir anlam boşluğuna sürüklenebileceğini kendi içinde sorgular. İçini dolduramadığın özgürlük , seni çok zorlu bir anlam arayışına sürükler. Anlam arayışı insanı daima intihar olgusuyla yüz yüze getirir. Çağımız özgürlükler çağı… Bu çağın en çok satan kitabı İnsanın Anlam Arayışı. Zebercet’in özgürce boynuna ipi dolamayı tercih ettiği sahne , yemek yemekten vazgeçme özgürlüğünü kullanan gençleri hatırlattı bana. İçi doldurulmamış sınırsız özgürlükler evreni… Zebercet, özgürlüğün tutsağıdır Z
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337,1bin okunma
Reklam