Benim de senin gibi düşündüğüm oluyor. Bana kalırsa yazar mutlak kadercilik anlayışını bir kenara bırakıp artık o determinist gözlükleri atmamızın da bizim için bir çıkış yolu olabileceği kanaatinde.
Mutlu insanlara, mutluluklarının temelini
sorduğumda, sıklıkla şöyle cümleler
duyuyorum: “Bardağı yarı boş değil, yarı dolu
görmek lazım.” Bu insanlar şanslı doğduklarını
kabul edemiyor ve her şeyde olumlu bir yan
görmeye meyilli oluyorlar. Mutluluğun büyük
ölçüde doğuştan olduğunu ve hayat boyunca
sabit kaldığını görmek istemiyorlar.