Biraz dinlenmek için bir kayanın üzerine oturmuştum ki, boyu ancak üç şaku olan bir kiraz ağacı ilişti gözüme. Henüz tomurcuklarını açmamıştı. Her şeyden ve tüm gözlerden uzak böyle bir yerde, karların içine gömülmüş olmasına rağmen bu kiraz ağacının ilkbaharın geleceğini unutmadan çiçek açmak için gayret göstermesi ne kadar da dokunaklı!
Ünlü şair Toho'nun dizelerinde olduğu gibi, "Ülke yıkılsa bile dağlar ve nehirler öylece kalır, kaleler yıkılsa bile ilkbaharın her gelişinde ağaçlar yeşillenir."
"Nette genç adamların oluşturdukları çetelerin, bana saldıranlar gibi çetelerin polisin denetiminin oldukça dışında, sokaklarda kol gezdiğini görüyorum. Her çocuğun, her kadının bir korumaya ihtiyacı var. Her vatandaşın hakkı olan emniyetin benim şahsi ayrıcalığım olduğunu bilmek beni üzer."
Ve o günden beri gerçekten de değişimler oldu. Morred'in tahtında bir kral var ve Roke'ta bir başbüyücü yok. Fakat fazlası, çok daha fazlası var. Ben bir çocuğun Kalessin'i, En Yaşlıları'nı çağırdığını gördüm. Üstelik Kalessin ona geldi ve tıpkı benim gibi ona 'kızım' dedi. Bunun manası nedir? Batıdaki adaların üzerinde ejderhaların görünmesinin manası nedir?... Şimdi ise yaşam ile ölüm arasındaki hudutta bir can isminin bağını reddediyor... Bunu anlayamıyorum. Bütün bildiğim bunun bir değişim olduğu. Bütün bunlar bir değişim.