Millet ve ordu, padişah ve Halife'nin ihanetinin farkında olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği dinsel ve geleneksel bağlarla bağlı ve sadık. Millet ve ordu kurtuluş çaresi düşünürken, bu kalıtsal alışkanlığın yönlendirmesiyle kendinden önce hilafet ve saltanatın kurtuluşunu düşünüyor. Halife ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavrayacak yetenekte değil. Bu ilkeye karşı görüş belirtenlerin vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain, istenmeyen adam olur.
Büyük savaşın uzun yılları içinde millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi savaşa sokanlar kendi hayatları endişesine düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilafet mevkini işgal eden Vahdettin, soysuz, şahsını ve yalnız tahtını güvence altına alabileceğini hayal ettiği alçakça önlemler araştırmakta.
Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki kabine aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız padişahın emrine bağlı ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir duruma razı.
Dönüş yolunda mezarlığın yokuşunu çıkarken yıldızların hepsinin kafamdaki bir düşünce, bir an, bir bilgi, hatıra gibi olduğunu hissettim. İnsan hepsini aynı anda düşünemiyor ama görebiliyordu. Aklımdaki kelimelerin, aklımdaki hayallere yetişememesi gibi bir şeydi bu. Kelimeler duygulanma yetişemiyor ve yetersiz kalıyorlardı.