Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.
Seni görmek istiyordum kısacası. İnsan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmaya devam edebilir. Sen anlamazsın tabii. Anlamak için insanın bazı eksik yönleri olmalı.
Biliyorsun
Hala birine aşık olabilirim
Sana hiç benzemeyen çocuklarım olur
Adının hiç anılmadığı bi hayat kurarım
Hayalimdeki yüzünü eskitir zaman . . .
Biliyorsun
Herkes bir yolunu bulup tamamlanır aslında herkes unutur
Babanin cüzdanından çaldığın paralar gibidir bazı şeyler
Belli oluncaya kadar devam edilir
Biliyorsun
Unutabilirim
Zaten ben kimleri unuttum
Onlardan biri olur, hayatimin en kullanılmayan yerine kaldırılır suretin tozlanırsın
Üzerin örtülür
Biliyorsun
Seni sevdim
Bir gun kör olsaydinda severdim
Ellerin olmasaydi mesela
Ellerin olmasaydi sen bile kendini sevmezdin oysa
Biliyorsun
Kimsenin tek bi seçeneği yok bu hayatta
Hala seni bana unutturacak insanlar
Taniyabilirim
Baska bir ses kazinir kulaklarıma
Biliyorsun
Herkesin kendini kurtaracak bir bahanesi var aslinda
Oysa,
Ölene kadar sevebilirdim seni
Eğer biraz yardım etseydin bana