Eğer ortaçağ şövalyelerinin demir zırhları gibi, görünmez bir aldırmazlık zırhı giymezsen, buralarda barınmana olanak yoktu. İlk zamanlarda bu çevrenin beni çok sarstığını gören bir arkadaşım, herkesin bir şemsiyesi var kendini koruyacak, seninse yok, bir an önce şemsiyeni açmaya bak, çünkü bu yağmur hiç dinmeyecek demişti.
Plazaların insanın ruhunu öldürdüğünü, herkesi robota çevirdiği gerçeğini çoktan öğrenmiştik. Eğer ortaçağ şövalyelerinin demir zırhları gibi, görünmez bir aldırmazlık zırhı giymezsen, buralarda barınmana olanak yoktu.
Hayret eden sarı suratlar, üzgün sarı suratlar, gülen sarı suratlar, kızgın kırmızı suratlar, sanki kan pompalıyormuş gibi tık tık atan kalpler... Bunların hepsi bana, uzaydan gönderilen sinyaller gibi gelmeye başlamıştı.