Ayşe Efnan

Ayşe Efnan
@EfnanSaim
Bu cihana beni gönderen Zât için çalışmak ve bununla beraber başarılı olup vatanıma hizmet etmek istiyorum.
Talebe
Lise öğrencisi
Sakarya
Sakarya
6 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
"Tıpkı abimin gecenin sonu, sabahın hemen başındaki fecir vaktinde kulağıma okuduğu ve tüm sokaklarda yankılanışını anlattığı gibiydi. Bu haşyetli daveti sahiden duyuyor muydum? Ezan bir efsane değil de gerçek miydi? Bu topraklar da bunu işitiyor muydu? Bunca yıldır el altından ulaştığımız takvimlerle, vakit tayin ettiğimiz vakitlere artık böyle güzel bir davetle mi icabet edecektik?"
Reklam
Bugün İslam'a neler ve neler borçlu olduğumuzu bilmek, kesinlikle bir tarihçinin uzmanlık alanı, bir meraklının hobisi veya bir hayalperestin zevki meselesi değildir. Tam aksine mutlu bir geleceğin kurulması için çırpınan, çabalayan ve fikirler üreten herkesin, ama herkesin görevidir. Müslüman, haçlı seferlerleri döneminin "kâfiri" veya Cezayir'in (Fransız sömürgeciliğine karşı verdiği o) kurtuluş savaşının teröristi değildir artık! (...) Hayır, bundan böyle İslâm bu sayılanların hiçbiri değildir. İslâm bir Allah, dünya ve insan görüşüdür ki bu görüş, aşkınlığın ve toplumun çok önemli iki boyutunu barındıran birbirinden ayrılmaz ilahi ve beşeri bir dünya inşa etme projesini, bilimlere ve sanatlara, her insnana ve her topluma yükler.
Kuru kuruya yeme içme gibi hayvanî ihtiyaçları karşılamak için "yaşamak" değil de; yaşanmaya değer hayat nizamının kavgasını vererek "yaşamak". En azından yaşamayı denemek. Kendini ölüme hazırlamak... İnsanoğlunun hayata dair en büyük yanılgısı, dünyaya yaşamak için geldiğini zannetmesi değil midir zaten?
"...Ben milletim adına cihat istiyordum, onlar sarhoş oluyorlardı. Yürüttüğüm davanın samimiyetine inanmayan bir alay adamla -adına Mücahit bile denilse- nasıl yol yürüyebilir, nasıl yoldaşlık edebilirdim? Anladım ki Gırnata' yı ihya için henüz vakit gelmemiştir veya çok geç kalınmıştır. O anda, " Belki de maya tükendi," dedim içimden. Bu ruhsuz kalabalıktan bir ordu kurma ihtimalim olmadığını anlıyordum. Sindirilmiş itilip kakılmaktan kimliksizleşmeye başlamış, fakirlikten altın derdine düşmüş üç yüz adamdan ne çıkardı. (...) ...Müdeccenlerin çekecekleri daha çok çile vardı. Bunu göremeyişlerine acıdım. (...) Onlara hiç gücenmedim. Hepsiyle helalleştim..."
"... Müslümanlar bölük pörçük. Afrika sahillerinde her burnu döndükçe ayrı bir kabilenin şeyhleri, bey veya murabıtları insanlara hükmediyor. Bu ayrılık gayrılık içinde hep kaybediyorlar; her şeylerini kaybediyorlar..."
Sayfa 124·Kitabı okudu
Reklam