Ruhun soluklanmaya ihtiyacı vardır. Tam da oturup soluk alabileceğimiz muhteşem bir eser. Gönül sadasından akisler...
Sadettin Ökten ve Kemal Sayar hoca ile tam manasıyla tanıştığım bir kitap oldu. Önceleri takip ettiğim ama bir türlü kitaplarıyla tanışamadığım iki kıymetli hocayla tanıştığıma ziyadesiyle memnun oldum.
İnsan bazen güzellik arıyor, incelik arıyor, zerafet arıyor. Gönül bağıyla muhabbet edeceği, sözlerinden huzur damlayacak insanları arıyor. Eğer böyle bir arayışınız varsa bu tam da öyle bir eser. Dizinin dibinde oturup hem bilgi yönünden hem de hayatın olağan akışını seyre dalmak için istifade edeceğimiz insanlar olmalı hayatımızda. Tabii bu herkese nasip olan bir hadise değil, biz de bu boşluğu kıymetli hocalarımızla tamamlamaya çalışıyoruz.
Kitabın içeriğine çok değinmek gibi bir amaçla yazmıyorum bu incelemeyi. Yukarıda bahsettiğim hususlar yeterli olacaktır zannımca. İki güzel insanın dilinden dökülen, ruha sükûnet veren söyleşisinin yankılarını okumuş olduk, çok da memnun olduk.
Özetle modernitenin ve kapitalist düzenin dayattığı haz ve hız dünyasında, defaatle oyaladığı malayani işleri bir kenara bırakıp ruhu soluklandırın, zira hocalarımızın seslerinde dahi huzuru bulacaksınız. Sesleri diyorum çünkü radyo programları var, bu programlardaki konuşmaların kitaba dönüştüğünü söylemekte de fayda var.
Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Dedektiflik ve polisiye türünde çok fazla kitap okuyan biri değilim ama Agatha Christie’nin ününü o kadar çok duydum ki Acı Kahve’ye bir şans vermek istedim.
Beklentimin üzerinde bir kurgu ile karşılaştım. Katilin kim olduğundan fazlasıyla emindim ama sonunda bambaşka biri çıkınca gerçekten ters köşe oldum. Bir kaç saatte okumamdan anlaşılacağı üzere merak hissi o kadar yüksekti ki bir çırpıda bitirdim. Bu türle arası çok iyi olmayan bir okuyucu olsanız bile Acı Kahve ile birlikte fikriniz değişebilir.