Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla birlikte gelmişti? Niçin hayatının en büyük arzusunu,şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerinde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz öldürmeye mecbur kalıyordu? Niçin.. Kimin için?..
Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığın gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı.
“Az şeyler çekmemişsin sen, küçük!” dedi, “fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin ortasında kaybetmenin bir mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!