TÜNEL/ ERNESTO SABATO-Ayrıntı yayınları, çev: Pınar Savaş (roman-152syf)
Aslında cinsel ilişki diye bir şey yoktur.
Bunu ben demiyorum.
"Jacques Lacan, bize, cinsellikte aslında herkesin kendi işine baktığını anlatır. Elbette, ötekinin bedeninin aracılığı söz konusudur, ama sonuçta zevk yalnız sizin zevkiniz olacaktır. Cinsellik birleştirmez, ayırır."
Aşk ve cinsellik, neresinden bakarsak bakalım, oldukça netameli bir konudur. Bir yönüyle, ilkel varlığımızın ışıksız, kör, karanlık ve geçirimsiz bakışına; diğer yönüyle de varlığımızı naif, derin, renkli, yaratıcı ve estetik bir yüceliğe taşıyan erdemine yaslanır. İnsanın, varoluş halinin merkezine oturan bu duygu ve güdü estetik yaratılarının temel konusudur. En soylusundan en sıradan olanına, Kralından, soytarısına, zengininden fakirine, en akıllı feylesofundan en aptalına varana değin hiçbir insan bu duygunun ve güdünün pençesine düşmekten kurtulamamıştır.
Sabato’nun akıl ve duygu dehlizinde bu duyguya ne şekilde rastlayacağız, birlikte bakalım…
‘’Yirminci yüzyılın ilk yarısında yazılmış olsa da insanlık kadar eski, insanlar yaşadıkça var olacak ruh hallerinin dibine kazılan bir ‘Tünel’ bu kitap.
Özdeşlik arayışı, aşk, tutku, şüphe ve cinayet…
Sıradanlığın ve sanatçı ruhunun, aklın ve içgüdünün birbirine karıştığı girdaplarda soluk soluğa bir yolculuk. Bizi götürdüğü yer ise daha ilk cümleden belli: ‘’Ben Juan Pablo Castel, yani Maria İribarne’yi öldüren şu ressam…’’
Varoluşçu bir antikahramanın cinayet itirafnamesidir Tünel. Fransızcaya çevrilmesini Albert Camus’nün önerdiği, Gramaham Grren’in hayranlıkla karşıladığı bir başyapıt. Ernesto Sabato’nun felsefi ve edebi evrenindeki yolculuğunun da ilk adımları.
Tünel çağımızın temel entelektüel sorunlarını, toplumların ve ruhlarımızın karanlık, izbe köşelerini