Ekrem

Ekrem
@Ekrem3446
"Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında" Adalet Bakanlığı Yolculuk ve Diğer Şeyler
Lisans
Kahramanmaraş
164 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
SİGORTALI İŞ BULMAK, EVLENMEK, VESAİRE
9/10
·192 syf.··
2025 10. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 00:35
Aylak Adam, Yusuf Atılgan’ın (1921-1989) ilk romanı. 1959 yılında yayımlanan roman, aradan geçen onca yılda edebiyatımızda üzerine en fazla konuşulan romanlardan biri. Acımasız eleştirilerle birlikte övgülerle de anılmaya devam ediyor. Bilinç Akışı tekniğiyle yazılan eser, Kış, İlkyaz, Yaz ve Güz olmak üzere dört ana bölümden oluşuyor. İlk mevsim olarak Kış’ın seçilmesi, okuru, daha başlangıçta olağandışı bir hikaye olduğu bilgisiyle selamlıyor. Romanlarında sanatçı aydın kişilerin bunalımlı yaşamlarını konu edindiği bilinen Yusuf Atılgan, modernleşme ile birlikte bütün dünya edebiyatında benzerlerine sık rastlayabileceğimiz bir tipin, aylak bir adamın, bir isim bile kazanamamış Bay C.nin topluma yabancılaşmasını ve dibine kadar yaşadığı aile kaynaklı yalnızlığı konu alıyor. Eseri benzerlerinden ayıran en güçlü yön ise galiba ustalık. Bir ilk roman için müthiş bir psiko-sosyolojik derinliğe sahip bir ustalık. Gelişigüzel yazılmış bir tek cümlesi bile yok denilse abartılmış sayılmayacak kadar her sayfasına emek harcanmış, kitapta geçtiği şekliyle, bütün değerlerini yitirmiş, dayanacak bir şey, bir tutamak arayan Aylak Adam portresini eksiksiz çizen bir ustalık. Peki kimdir bu Bay C.? Anne şefkatinden mahrum edilmiş bir öksüz? Kadın düşkünü bir babanın, ruhunda sürekli kanayan yara açtığı zavallı bir oğul? Bir çocuğun anne özlemini dindirmek samimiyeti ve fedakarlığını gösteren bir teyzenin kutsiyetine tutunan salt çocuk? Mutsuz bir çocukluğun üstesinden gelemeyen, olamayan ve kendini gerçekleştiremeyen bir genç? Geçim kaygısından azat edilmiş bir şehirli zampara? Babasından nefret eden ama babası gibi kadın düşkünü olan biri? Toplumun iğrenç yönleriyle her gün karşılaşan ve o toplumun fertlerine benzememek için her zeminde müthiş bir mücadele azminde olan bir aykırı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Reklam
Hey cesur yeni dünya
7/10
·272 syf.··
2025 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 04:00
Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley’in meşhur distopya romanı. Esasen ütopya kabul edenler de var. Kitap önce bir sunuş yazısıyla, ardından Huxley’in 1946’da yazdığı önsözüyle başlıyor. Kitaba hazırlandığımız bu iki yazıyı atlamadan kitaba başlamak bir şey kaybettirmez belki ama bu iki yazıyı okumak kitabı daha anlaşılır kılacaktır. Ayrıca kitap bitince bir de Son Söz var. Onu da okuyunca taşlar tamamen yerine oturuyor. Bu üç yazının kitapta yer alıyor olması kitabın yeterliliği bakımından değerlendirildiğinde “ Demek ki anlaşılması güç bulunmuş” düşüncesi geçiyor insanın aklından. 1932 yılında yayınlanan bir kitap için sosyal açıdan fazlasıyla isabetli öngörülere sahip. Yayınlandığı ilk zamanlar Zamyatin’in “Biz” romanını taklitle itham edilmiş. Benzerlik varsa da bence taklit değil Cesur Yeni Dünya. Çağından oldukça etkilenmiş olduğu muhakkaksa da o romandan katbekat iyi. Ama Orwell’ın 1984’ü kadar da değil. Kitap kolay okunuyor diyemem fakat anlaşılmazlar listesine de eklenemez. 1932 yılındaki bir okuyucuya nazaran bugünün insanı kitabı daha kolay anlayacaktır. Nitekim kitabın ana temalarından olan ‘Metalaşma’ ile biz geçmiş zaman insanlarından daha fazla muhatabız. Onlardan daha çok hak ediyoruz Tüketim Toplumu ifadesini. Ayrıca bizin çok daha fazla robotumuz var, daha çok duygusuz ve düşüncesiz insanımız. İyi ki okudum diyemesem de okumamış da olmak istemediğim bir kitaptı. Bana hitap etmedi. Hitap ettiği ve 10 puan alacağı sayısız okuru olacağından şüphem yok. Ütopya-Distopya sevenlerin mutlaka okumasını tavsiye ediyorum. Kitapla ve esenlikle kalınız.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma
Ne içindeyiz zamanın. Ne büsbütün dışında...
10/10
·255 syf.··
2025 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 02:52
Geç kalmadım. Tam zamanında okudum. Bilimsel bir zekânın, okuyucudan, bilgisinin yanında esprilerini de esirgemediği, fizikbilime ilgi duyanların hoşça vakit geçireceği, ufuk açıcı bir kitap. Okunması genel olarak kolay. Yer yer zorlasa da akıcı. En hoş yanlarından birisi, zor bildiğimiz bu büyük konuları aslında anlayabiliyor oluşumuzu fark etmek. Yeter ki donanımlı bir anlatıcı olsun ve o anlatıcı öğretmek istesin. Uzayzamanda popüler bir bilim kitabının sayfaları arasında evrene doğru bir gezintiye çıkmak isteyenler, aklının karışmasından korkmayanlar ve soru sormayı sevenler için kesinlikle tavsiye ediyorum.
Zamanın Kısa TarihiStephen W. Hawking · Alfa Bilim · 202511,2bin okunma
9/10
·108 syf.··
2025 7. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2025 12:11
Hani tesadüfen bir yazarla, bir kitapla tanışır da, içinizden, diğer eserlerini de mutlaka okumalıyım dersiniz ya; işte öyle bir yazar Bobin ve Yerlerde Bir Aziz kitabı. Bu kitapla benim tanışmam da bir söyleşi vesilesiyle oldu. Akşamleyin kitabın söyleşisi vardı. Hem Şair-Yazar Mustafa Köneçoğlu'nun sohbeti hem de çekim gücü yüksek bir kitabın dünyasındaki gezinti için alelacele okudum kitabı. Üstelik okuma sırama başka bir kitabı almışken. Hayatta da böyle şeyler olur, bir arkadaşınızla randevunuz vardır ama yolunuza başka biri çıkar ve onunla halleşirsiniz. Ama ne yazık ki söyleşiye katılamadım. İş çıktı. Neylersin, ekmek parası. Fakat dimağım şenlendi ya, bununla avunabilirim. Sözü uzatmayayım, kesinlikle tavsiye ediyorum. Zaten incecik, bir solukta biter. Selam ile.
Yerlerde Bir AzizChristian Bobin · Monokl · 2015146 okunma
10/10
·416 syf.··
2025 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2025 05:29
Kaç yaşındaydım hatırlamıyorum, kitap bir şekilde karşıma çıkmış ve birkaç sayfalık hukumuz olduktan sonra hayatımdan çıkmıştı. Yıllar sonra yeniden karşılaştık ve dört günlük bir yolculuğumuz oldu. Bu yolculuktan pek memnun oldum. İnsanın yalnızlıkta katettiği mesafeyi bir ruh kaşifinden okumak için kendimk geç kalmış saymayacağım. Zaten gecikmek yoktur zamanı gelmemişlik vardir ya hayatta neyse orası konumuz değil. Yüzlerce tanımı var yalnızlığın. Öne çıkanlardan biri şu: "Yalnızlık, kişinin yeterli düzeyde sosyal ilişki içinde olamaması sonucu yaşamında hissettiği boşluğu tanımlayan hoş olmayan bir duygu durumudur." Yalnızlık mı psikolojik sorunlara neden olur yoksa psikolojik bozukluklar mı yalnızlığa yol açar sorunu üzerine kafa yormak istemiyorum; nihayetinde her ikisi de imkân dairesinde. Peyami Safa işte bu imkânı enfes ruh tahlilleri, psiko- sosyolojik tesbitleri ve yüksek edebiyatı ile, ustaca kurguladığı romanında edebiyatımıza Yalnızız romanıyla armağan etmiş. Yalnızız gerek materyalizme karşı savaşın bir anlatımı olarak anlaşılsın gerek de insanın kim ve kaç yaşında olursa olsun yalnızlıktan kaçamayacağının romanı olsun; bize kitaptaki karakterlerin esasen yalnızlığın ayrı ayrı birer aktörü olduğunu anlatır. Samim de yapayalnızdır, Besim de, Mefharet, Selmin, Meral, Necile, hatta Renginaz ve diğerleri. Her biri yalnız insanı farklı beden ve ruhlarda oynar durur. Zekasını ve hissiyatını, tesbit ve öngörülerini ve edebi zevki okurdan esirgemeyen merhum yazar Yalnızız da bilgeliğini konuşturur. Eminim diğer eserlerinde de bir bilge karakter vardır. Bu romanda ise Samim adeta onun sözcüsüdür. Kurt gibi bir adamdır Samim, gözünden bir şey kaçmaz. Ama Meral'i yalnızlıktan kurtaramaz Samim. Trajik bir şekilde ölür Meral. Yalnızlığını sırtlar ve hayata veda
YalnızızPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202227,2bin okunma
Reklam