...Aşk, evvela Allah'tan kuladır. Allah kulu sever, sonra kul Allah'ı. Kulu yaratan ve ona aşk kabiliyetini veren Allah bununla kendisini tanımasını istemiş ve bu yüzden kâinatı yaratmistir. Allah'ı tanimak ancak aşk ile mümkündür. Aşk bir meşaledir ve kul (âşık=seven) Allah'ı (mâşuk=sevilen) ancak onun ışığıyla görür. Ve gördüğü anda gerçek kulluk başlar. Kulluk mutlak itaattir. Eğer itiaat Allah'a yapılıyorsa kul (abd) kelimesinin "hür insan, mal mülk sahibi olan kişi" anlamı; yok eğer kuldan kula itaat ediliyorsa "köle, irade ve özgürlüğü başkasının elinde olan insan" anlamı ön olana çıkar. Böylece Allah'a kul olmakla övünen nice sultanlardan, aşka kul olan sayısız padisahlardan yani şairin ifadesiyle "Aşk sultanının kölesi olan sultanlardan" söz edilebilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim' in pek çok yerinde "abd( kul)" kelimesi "Allah'a iman eden, O'nun sevdiği kişi" anlaminda kullanilmaktadir. Bu açıdan bakildiginda kulluk, aslında seven ile sevilen arasındaki bir tavrın adıdır.
Bir şeyler yapıyorum, yürüyorum, konuşuyorum, yemek yiyorum yani her zaman yaptığım işleri sürdürüyorum ama nasıl anlatsam, bir boşluk duygusu içinde. Sanki içimde derin bir hiçlik var.
Müzeyyen' deki tuhafligin ne olduğunu sonunda anlamıştım. Müzeyyen hiç flört etmiyordu. Gözlerini kaçırmıyor, heyecanlanmiyor, dili sürçmüyor, dudaklarını isirmiyor, kendinden bahsetme konusunda en küçük bir heves göstermiyordu. Ya beni etkilemek gibi bir derdi yoktu, ya da beğenilmeye çok alışkındı.
Çocuklara ibadet etmeyi öğretmeden önce ahlaklı olmayı öğretelim yoksa;
Çocuklarımız;
Namaz kılan bir hırsız
Oruç tutan bir sapık
Hacca giden bir yalancı
Kurban kesen bir tefeci
Şehadet getiren bir terörist olabilir.