Kaan Karakuş

İttihat Ve Terakki Destanı
İstinye sahile mısra tükürdüm Belimde piştovum şeytan dürtmesi Yirmi beş yılımı namluya sürdüm Yazgımız elemle beşik kertmesi Ben, komita Fuat, Fedai Cemil Bir deniz cesaret bir tutam bıyık Boynumuzda ilmek zehirli yeşil Kanımızdan gül açtıran sarmaşık Kim kaldı anason kokan geceden Karabina gözlü gardaşlar hani Resneli Niyazi, Kazım, bir de ben Kafdağı'nda üç beş öksüz yabani "Bir telgıraf çekin yörük Duran'a Toroslarda redd-i ilhak uyansın Bayrağa, silaha, yırtık Kuran'a El basıp mahşere değin dayansın" Cadde, sokak, çıkmaz, bir fısıltıdır İhtilal kokuyor son defa boğaz Gölgesinden korkan bir titrek nazır Kılıyor ömrünce ilk defa namaz Hakkı'nın sesidir gezen dolaşan "Baskına hazırız baht olsun yaver" Çeğen tepesine koyuyor nişan Bugün Bab-ı Ali tırmanan Enver
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kim Kaldı
silah atılmıyor güvercin şakırtısıdır şafakta yaldızlanan şadırvanda su ıhlamurlarda ezan görkemli bir namaz uğultusu heyhat hamzabey cami-i şerifi'nden kim kaldı kim kaldı eski selânik'ten laternalar sustu sürahiler tenha tek kibrit çakılmıyor kim kaldı ittihat ve terakki'den o jöntürkler ki -'hariçten evrak-ı muzırra celhederlerdi’- o fedailer ki barut öksürürler sakal tıraşları mavi kırmızı bıyıkları biber kim kaldı müdafaa-i hukuk cemiyeti’nden avcı ceketi körüklü çizme astragan kalpak bazen 'ittihatçı' hafif 'iştirâkiyûn'
Sayfa 88 - Bilgi Yayınevi 8.Baskı
Şiir
An Gelir
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet çalgılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah
Sayfa 84 - Bilgi Yayınevi 8.Baskı
Şiir
‘Zeynep’ Beni Bekle
zeynep beni bekle / gece ağaçlarına yağmur çiseliyorum / cam tozu su beyazı yalnızlığını mutlaka değiştireceğim bir yaprak halinde süzülüp saçlarına eski teşrin'lerden / kederli kırmızı zeynep beni bekle mutlaka döneceğim söyle kim önleyebilir buluşmamızı geceleyin ışıkları söndürdüğün zaman benim şiir kitaplarından sızan aydınlık elinde uyuyakaldığın heyecanlı roman pancurların çarpıldığı lodos geceleri rüzgârın değil benim / pencerendeki ıslık her akşam koridordaki ayak sesleri yanlış çaldığını zannettiğin telefon zeynep beni bekle mutlaka geleceğim hem bu ne ilk ayrılığımız ne de son pikapta eminağa acemaşirân saz semaisi sokakta çocuklar saklambaç hırsız polis hayat akıp gidiyor olsam da olmasam da saati durmamalı ufak sorumlulukların resmi bırakmadın ya / son çektiğin hangisi bak mektuplar birikmiş yine masamda fakülteler açılacak bak bugün yarın zeynep beni bekle mutlaka geleceğim başladığımız filmi birlikte bitireceğiz kim ne derse desin içimde delice bir his
Sayfa 41 - Bilgi Yayınevi 8.Baskı
Şiir
kısa devre
1. hişt hişt sen misin benim feriha yorgun saati söyler misin çok var sabaha neden sordun boşlukta asansörler elektrikler söndü kısa devre mi bir çığlık korkuyu böler ay birden göründü kıpkızıl değirmi saatın fosforlu kadranı saçlarındaki koku çakmağın alevi dağıtır insanı bu garip tutku bu çılgın sevi gece bir yerde yeşil cinayet yeşili koyu mu koyu içim rahat değil
Sayfa 22 - Bilgi Yayınevi 8.Baskı
Şiir