Yasin

Yasin
@El_Fakir
Düşüncelerimi kontrol etmeyi öğrenme uğraşından derhal bariz bir netice alamasam da, hayattaki amacımı belirleme teşebbüsü daha sonra meyve verecek fikirleri harekete geçirmişti. İrademi sürekli sonsuz hedefler peşinde koşmaya zorladığımı, bu hedeflerin de beni asıl istediğim şeye ulaşmaktan alıkoyduğunu anlamıştım. Buna ulaşmayı neden böyle umutsuzca arzuladığımı bilemiyordum ama en azından en büyük ihtiyacımın -bir cesaret edebilsem- kendimi bırakmak ve başarı kazanma dürtüsünden kurtulmak olduğunu tahmin etmeye başlamıştım. Bütün bu hedefleri bıraksam, daha temel bir amacın, kendi kendime yüklediğim şahsi hırsların değil kendi mizacımın özünden çıkan bir şeyin farkına varabileceğimi de seziyordum. İnsanlar "Ne pahasına olursa olsun kendin ol," diyorlardı. Ama insanın kendisinin ne olduğunu bilmesinin o kadar da kolay olmadığını anlamıştım. Başka insanların istediği şeyleri istemek, sonra da bunun kendi tercihin olduğunu zannetmek çok daha kolaydı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kur'an Allah'ın kendi ruhundan bir parçayı her insanın ruhuna üflediğini söyler (32:9). Anlaşılan bu, her insanın, içinde ilahi sıfatları barındırdığı, başka bir deyişle insanın deneyimlerinin ilahi isimler üzerine kurulduğu anlamına geliyor. İnsanın erdemlerini geliştirmesinin, ilahi deneyimi yaşama kapasitesini artırdığı fikri, Hz. Muhammed'in, mümin imanına bağlı kaldıkça ve iyi işler yapmaya devam ettikçe kalbinin daha temiz hale geleceği, böylece ilahi ışığı daha iyi alabileceği, tersini yapanların ise kalplerinin paslanıp ilahi ışığı alamaz hale geleceklerine dair sözünde de görülebilir. Dinine bağlı bir Müslüman'ın amacı, Allah'ın sonsuz nurunun alıcısı ve vericisi olmak, tüm güzelliklerin kaynağına yaklaşmak, en güzel isimlerin sahibinin ona verdiği vekil konumunu kabul etmek, yani 2:30 ayetinde tanımlandığı gibi, dünyada Allah'ın halifesi olmaktır.
Modern insanın bir başka özelliği de yalnızlıktır. Bu duyguyu bir tür "dışarıda" olma, soyutlanma şeklinde tarif ederler, daha entelektüel olanlarsa dışlandıklarını ifade edebilirler. Şu ya da bu parti yahut akşam yemeğine dayet edilmelerinin öneminin aslında gerçekten gitmek istemeleri (ki genelde giderler) yahut bu buluşmadan keyif alarak arkadaşlık, deneyimlerin paylaşılması ve samimiyet duygularını yaşamak (çoğu zaman bu duyguları hissetmez hatta sıkılırlar) olmadığının altını çizerler. Yalnız olmadık larının bir kanıtı olarak davet edilmek önemlidir. Yalnızlık çoğu insan için öylesine güçlü ve acı verici bir tehdittir ki tek başına olmanın pozitif yanlarını algılayamazlar ve hatta kimi zaman yalnız kalma ihtimalinden korkarlar. Çoğu insan "yalnız olduklarını anlama korkusundan" mustariptir der André Gide, "ve bu yüzden kendilerini asla bulamazlar".
Yaşamın anlamı nedir sorusuna genel terimlerle cevap verilebileceğinde kuşkuluyum. Çünkü yaşamın anlamı insandan insana günden güne saatten saate farklılık gösterir. Bu nedenle önemli olan genelde yaşamın anlamı değil daha çok belli bir anda bir insanın yaşamının özel anlamıdır. Herkesin yaşamında özel bir mesleği veya uğruna çaba harcanacak bir misyonu yerine getirilmeyi bekleyen somut bir görevi vardır. Ne onun yeri değiştirilebilir ne de yaşam tekrarlanabilir. Bu nedenle herkesin işi bunu yürütmeye yönelik özel fırsatları kadar eşsizdir.
Hayat, derbederlik ve tembellik için çok uzun; fakat hırsla, yağma ve haydutluk yapmaya değmeyecek kadar kısadır. Hayat duygularına çalışacak ve resmedilecek bir kompozisyon, aynı zamanda mantıklı yazılacak bir rapor gibidir.