Ama işte demek ki hiç bırakmaz sanılanlar da insanı terk edebilirdi. Hem de en beklenmedik bir günde. Azalmaktan korkmak yerine, çoğalma umudu yeşertilen bir vakitte…
“Bir evliliğin iki tarafın hayata tutunması için gerekli olmadığı zaman ancak ideal bir evlilik olduğunu söylemek istemiştim. “ Nietzsche ekledi, “Birine bağlanabilmesi için kişinin önce kendisine bağlaması gerektiğini kastettim yalnızca. Kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak diğer kişi yalnızlığa karşı sadece bir kalkan görevi görür. İnsan herhangi bir izleyici olmadan da bir Şahin gibi yaşayabilirse bir başkasına aşkla bakabilir, ancak o zaman diğerinin varlığının gelişmesini umursar. Dolayısıyla, insan bir evlilikten vazgeçemiyorsa o evlilik kaderine terk edilmiştir.”
“Göğsündeki baskı yaşanmamış hayatın yüzünden kalbinin sıkışmasından ileri geliyor. Kalbinin tik takları geçen zamanını gösteriyor. Zaman açgözlüdür. Zaman çiğneyip yutar, ve geriye hiçbir şey vermez. Sana biçilen hayatı yaşadığını söylemen ne fena! Özgürlüğü, tüm tehlikelere rağmen, hiç aramadan ölümle karşı karşıya kalman ne fena!”