FAHİŞE KİMDİR?
+Şu merdiven başında pazarlık yapan kadın bir fahişe mi?
-Hayır.
+Peki ya o ? Sokağın başında bacaklarını gösteren?
-Hayır.
+Peki ya şu kadın? Baksana nasıl da şehvetle bakıyor...
-Hayır o da değil.
+Burada hiç fahişe yok mu? Görmüyor musun şu kadınları nasıl da giyinmişler...
-Fahişe nedir Bay Burton?
+Bedenini para karşılığında satan aşağılıklardır Bay Vencenza.
-Hayır Bay Burton, fahişelik bu değildir.
+Hıh! Peki neymiş fahişelik?
-Fahişelik insanların hayatını bilmeden onları yargılamak ve aşağılamaktır. Sokağın sonunda bir berber var Bay Burton. Lütfen gidip aynaya bakınız. Var olan en büyük fahişeyi orada göreceksiniz...
Ben ucuz bir romandım. Hayır, kötü bir edebiyatın bile bir gerçekliği vardı: Can sıkıcı taklitçileri bile benden gerçekti. Ben yoktum; hatta ben yokum, olmadım diyemeyecek bir yerdeydim; kelimeler bile yanyana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi.
Döktüğün gözyaşı berraklaştıracak ruhunu ve gözyaşların kelimelerden taşıp sayfalara döküldüğü gün huzurla dolacaksın. Gözlerinde kin var, yeterince ağlamamışsın anlaşılan."
“Dünyada başka insanlar için yapabileceğim hiçbir şey yok, gülmekten başka, işte ben de bu yüzden bir sirke katılıp gülmekten öleceğim.”
“Ters söylüyorsun, Dill,” dedi Jem. “Soytarılar kederlidir, insanlar onlara gülerler.”
“E, ben de yeni tip bir soytarı olacağım. Sirkin ortasında durup insanlara güleceğim.”