Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu kısa, bir oturuşta okumalık bir novella. Fransız bir işadamı ile Çin’de, otelin tuvaletinde kapı görevlisi olarak çalışan Bayan Ming’in sohbetleri ile ilerliyor kitap. Çin’de tek çocuk zorunluluğu olan dönemde yaşayıp, on çocuğu olduğunu anlatan Bayan Ming’in hikayesi Fransız işadamı için de bizim için de kitabın sonuna kadar gizemini koruyor. Bayan Ming’in çocuklarına dair anlattıklarında gerçek-yalan-hayal iç içe geçiyor. Kitap bir yandan Mao dönemi baskıcılığını, özellikle tek çocuk yasası üzerinden yansıtırken, diğer yandan Konfüçyüsçü düşünceye dair de izler barındırıyor bol bol.
Bayan Ming’in hikayesi tatlı, düşündürücü. Ancak ben pek fazla etkilenemedim kitaptan. -Buradan itibaren bir miktar spoiler içerebilir, neden sevmediğimi başka türlü anlatamayacağım- Çocuklara dair anlattıklarını, bu on çocuk meselesinin gizemini okumak keyifliydi. Ancak kitabın anlatıcısı Fransız işadamı karakter ve özellikle son kısımda onun hayatına dair detaylar kitabın samimiyetini azaltmış gibi hissettirdi bana. Tuhaf ama bilge biriyle yaptığı sohbetlerle hayata bakışı değişen birey hikayesine bağlanması beni biraz soğuttu kitaptan. Bayan Ming’in hikayesinden ibaret kalsa anlatılanlar, daha çok sevebilirdim. Yine de bir oturuşta okumalık, gülümseten, tatlı bir şeyler okumak isteyenlerin hoşuna gidecektir.
#yaşarilksavaş çevirisi