Elif

9/10
·208 syf.··
2025 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 11:28
Yaklaşık olarak 1950’ler, çok partili döneme geçiş zamanları, İzmir açıklarında bir ada; Köstence’de bir ailenin etrafında geçen bir kurgu Deli İbram Divanı. Balıkçılıkla geçinen, yokluk içinde aileler ve deniziyle-doğasıyla bir Ege kasabası var arka planda. Bolca da İzmir’in semtleri, kıyıları var. Çok yönlü, çok katmanlı bir metin; tarih, toplum, insan, hayvan, doğa, adalet pek çok şey bulmak mümkün. Açlıkla mücadele, hayatta kalma içgüdüsü, insanın kötülüğü, yok ediciliği, kapitalizm, güç-iktidar-adalet kavramlarının nasıl da tarihin her döneminde aynı yerde durduğu, küçük insanların bir yandan iç dünyaları, bir yandan dünyada yer edinme, hayata tutunma çabası; her şeyden ama her şeyden çok da acımasızca katledilen yunusların korkusu, acısı kitabın beni içine sürüklediği düşünceler. Yazarın dili, betimlemeleri, anlattıkları, yer yer efsanelere yer verişinin de etkisiyle, arka planda Çukurova değil de Ege kıyıları olan bir İnce Mehmed okuyormuşum gibi hissettim. İnce Memedin biri gitse ötekisi gelen ağaları yerine Köstence’nin Eczacı Süleyman’ı var. Ne desem az diye hissettiğimiz kitaplar olur ya anlatırken, bu kitap öyle bir kitap oldu benim için. Çok çok sevdim. Sonlara doğru olay örgüsü biraz hızlandı, kitabın çizgisi biraz değişti gibi hissetsem de bütünüyle çok çok beğendiğim bir kitap oldu. İzmir ve çevresinde geçmesi, bildiğim yerlerle karşılaşmak ayrıca hikayenin içine çekti beni. Deli İbram Divanı’nı bir dönem her yerde karşıma çıktığı için merak etmek bir yana dursun görünce neredeyse kafamı çevirecek durumda olduğumu hatırlıyorum. İnstagramda benimkine benzer düşüncelerle ilk çıktığı zamanlarda okumayıp, yakın zamanda okuyan bir arkadaşımın güzel bir yorumunu görünce ve kitabın konusu hakkında fikrim bile olmadığını anlayınca okumaya karar verdim.
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,848 okunma
Reklam
7/10
·288 syf.··
2025 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2025 23:42
Su Kürü bitirdikten sonra nereye koyacağımı bilmediğim bir kitap oldu. Sevip sevmeme konusunda da, anlatılanlara nasıl bakacağım konusunda da biraz kararsız kaldım. Issız bir adada yaşayan üç kız kardeş, anne ve babadan oluşan, dış dünyadaki erkeklerin kötülüğünden kızlarını korumak için buraya sığınmış bir ailemiz var. Zaman zaman burada başka zarar gören kadınlar da misafir etmişler. Kızlarını korumak ve tehlikelere hazırlamak için çeşitli terapiler, sınavlar yapıyorlar ve bunlar yer yer psikolojik, hatta fiziksel şiddet içerecek seviyeye varan uygulamalar. Kız kardeşlerden birinin hamile kalması, babanın ortadan kaybolması, adaya üç yabancı erkeğin gelişi ile kurgu ilerliyor. Kitabın en gözüme çarpan yanı tekinsizliği ve gerilimi. İlk sayfalardan itibaren her adımda hissedilen huzursuzluk, rahatsızlık hissiyle ilerliyor olay örgüsü. Yazarın tane tane her şeyi açıklamaya çalışmadan, daha önceden neler olduğu, bundan sonra ne olacağı konusunda merak duygusunu hep diri tutan sürükleyici bir anlatımı var. Ancak kitap çoğunlukla feminist distopya olarak sunulduğu için bu beklentiyle okudum ve kitap boyunca buna tam olarak ikna olamadım. Çünkü erkek şiddeti ve bundan zarar gören kadınlar ne yazık ki sıradan bir gerçek olduğu için, burada distopik bir evren değil de gayet günümüz dünyasında yaşayan, patolojik seviyede bu konuda korumacı tedbirler almış, kızları korumanın yolunu böyle izole bir hayat sürmekte bulmuş bir aile söz konusu gibi de geldi. Bana biraz kafa karışıklığı yaşattı. Böyle bir şeyi sorgulamamın veya ikna olmamın gereği yok belki ama ben okurken buna fazlaca takıldım ve sürekli öyle mi yoksa böyle mi diye düşündüm. Güzel ama tam olmamışlık hissi bıraktı bu bende. Belki benim arada bir şeyleri kaçırmamdan kaynaklı da olabilir. Diğer yandan tekinsiz
Su KürüSophie Mackintosh · Can Sanat Yayınları · 2019550 okunma

Elif

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.·
19 saatte okudu
·
2025 47. kitabı
Cesar Aira
7.4/10 · 216 okunma
10/10
·216 syf.··
2025 35. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 13:18
Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın, İngiliz yazar Jeanette Winterson’ın otobiyografik eseri; hem kendisini hem de edebiyatını tanımak yolunda okuduğum ilk kitap. İsmini annesinin kendisine kurduğu bir cümleden alıyor. Kitabın tamamı hakkında da fikir veriyor aslında bu cümle. Bebekken evlat edinilen bir çocuk Winterson. Yoğun dini baskılar, sevgisizlik, kimlik arayışı, toplumsal normlarla örtüşme baskısı; tüm bunların arasında büyüyen bir çocuk olarak kendi yolunu çizme, kendini var etme hikayesi bir bakıma. Tüm bunları yaşarken önce okuyarak sonra yazarak edebiyata sığınma ve ondan güç bulma söz konusu Winterson için. Kronolojik ilerlemeyen bir anlatı. Bir bölümde annesinin kitaplarını yakışını anlatıyor, yanan kitaplardan kalan parçalara bakıyor, onlardan kalan kırpıntıları topluyor. Sonra ‘yazma biçimimim böyle olmasının nedeni de muhtemelen bu: parçaları, kırpıntıları biriktirmek. Sürüp giden bir anlatı tarzından bir türlü emin olamamak” diyor. Anlattıklarını, anlatış şeklini, bakış açısını çok sevdim. Bu kitaba başlamadan önce tereddütlerim vardı. Yazarı tanıyan, seven herkesin başlangıç için bu kitabı önerdiğini biliyordum. Hiç tanımadığım bir yazarın, ki sever miyim sevmez miyim bilmiyorum, ilk olarak otobiyografik bir eserini neden okuyorum, önce bir kurgusunu mu okusaydım diye tereddüt etmiştim. Okuduktan sonra bu tavsiyelere hak verdim, iyi ki bu kitapla başlamışım dedim, hem kitabı çok sevdim hem de Jeanette Winterson’ı. Kitaplar hakkında pek iddialı şeyler söyleyemem. Hele de ilk kez okuduğum bir yazar hakkında. Ama bu kitap için şunu çok içime sinerek söyleyebilirim ki, yazarı az çok duyup, merak edip, okumaya bu kitapla başlayan herhangi birinin daha fazla okumak için merak duymayacağına ihtimal vermiyorum ben de. #pürenözgören ‘in çevirisi,
Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın?Jeanette Winterson · Kafka Kitap · 2021853 okunma