Bütün sevinçlerinin bedelini ödeyen, bütün zevklerinin kefaretini çeken, bütün unuttuklarının hesabını vermek zorunda olan kimseler vardır: Tek bir mutluluk anı için bile borçlu kalmayacaklardır. Bir haz titreyişi binbir buruklukla taçlanıvermiştir onlar için; sanki, kabul gören yumuşaklıklara onların hiç hakkı yokmuş gibi; sanki feragatleri, dünyanın hayvani dengesini tehlikeye sokuyormuş gibi... bir manzaranın ortasında mutlu mu oldular? Eli kulağında kederler içinde buna pişman olacaklardır. Tasarılarının ve düşlerinin içinde kibir mi duydular? Aşırı pozitif ıstıraplarla hizaya getirilerek, sanki bir ütopyadan uyanır gibi, çabucak kendilerine geleceklerdir.
O halde, ötekilerin bilinçsizliğinin bedelini ödeyen; sadece kendini mutluluklarının değil, tanımadıkları kişilerin mutluluklarının da kefaretini ödeyen fedailer vardır.
Büyülü gerçekçilik tarzında yazılmış tarihi, siyasi, piskolojik ve edebi taraflarıyla çok yönlü bu kitabı okurken bir daha bu minvalde kitap okumayacağıma söz vermiştim. Çok zorlandığım yerleri oldu. Buna rağmen tadı damakta bırakan da bir sürü cümlesi var Salman Rushdi nin. Bir masal gibi ama gerçekten de bir sürü gerçeği barındırıyor.
Safiye Zeynep üzerinden utanç duygusu çok güzel aktarılmış. Daha doğduğunda annesinin sütü yerine "olup olacağı bu mu tanrım? O kadar ah vah bu fareyi çıkarmak için miydi?" cümlesiyle karşılanan Safiye Zeynep süt yerine utanç içmişti, su yerine utançla yıkanmıştı. Hayatı boyunca utançla beslenmiş, utancın içinde büyüttüğü öfke ile ve sevgisizliğin büyütemediği zihinle bir canavara dönüşmüştü. Sonunda onu utandıran ama kendisi utanmayan herkes bu canavarın doğrudan ya da dolaylı maktulu olmuştu.
Mistik yönlerin, metaforların bol bol olduğu, bölünmüşlüğün, şeylerin kıyısında yaşamanın, köksüzlüğün çok güzel resmedildiği, pakistanın yakın tarihine güzel göndermelerin olduğu ve aynı zamanda bazı yönleri ile kendi toplumumuza çok benzer unsurları da işleyen bir kitap.
UtançSalman Rushdie · Can Yayınları · 2013270 okunma