"Işte, bu aynayı ele alalım. Ve bu düzeyde, sen ve ben varız...işte görüyorsun. Gözlerimizi kısarak yansıyan gün ışığına bakıyoruz ve burada, tüpün içinde mavi elektrik kıvılcımı, orada bir aeronun geçen gölgesi var. Bütün bunlar bir an için burada. Ama bu geçirimsiz maddenin bir ateşte tutulup yumuşatıldığını düşün. Artık bu düzeyde hiçbir şey görünmez... Her şey onun, çocukken merakla izlediğimiz bu ayna dünyasının, içine girecektir...emin ol, çocuklar insanların sandığı kadar aptal değildirler. Düzlem bir kütle kazanır, bir vücut, bir dünya haline dönüşür, o zaman her şey ayna içindedir, senin içinde olduğu gibi: Güneş, hızla dönen pervane, senin ya da bir başkasının titreyen dudakları. Anlıyor musun? Soğuk ayna her şeyi yansıtır; ama bu içine alır, emer ve her şey sonsuza dek iz bırakır. Bir keresinde birinin yüzünde çizgiler görürsün... ve bu çizgiler senin içinde sonsuza değin kalır; bir keresinde sessizlikte düşen son damlalarını yakalarsın... onu şimdi bile duyarsın..."