Kısaca insanlık hallerini özetleyen bir kitap. Çevrenizi ya da kendinizi tanımak, örneğin bir şüpheciyle ya da narsistle başa çıkmanın, onlarla ilişkide kendinizi korumanın yollarını öğretmekten ziyade, onları tanımamızı sağlayan bir kitap. Tavsiye ederim.
Kitabı sadece profesyonellere yönelik değil aynı zamanda bu alanda bilgi sahibi olmayanlar için de sadeleştirmiş bir şekilde sunmuş yazarlarımız. Freud’un Psikanalitik kuramından yola çıkarak Jung’un tipler teorisini, Klein’ı, Erikson’u ve bu temelde çoğu kurama değinerek kişiliği oluşturan etmenleri açıklamışlar.
Aynı ortamda bulunmak zorunda olduğumuz veya hayatımızda bulunmaya devam eden kişilerle doğacak iletişimimizde yaşadığımız sıkıntılar oluyor. Zor kişilikler olan adlandırılan bu tipler için yazarlarımız iletişim temasında durduğu için Geçimsizler’i kullanıyor. Bu tiplerin gelişim sürecinde yaşadıkları, yaşayacakları, sizin karşılaşacağınız durumları ve bu durumlarda yapmanız gerekenleri açıklamışlar. Kitabın dili çok sade, psikoloji alanında bilgisi olanlar için basit gelebilir ancak güzel ifade edilmiş. İlginiz varsa ve bilgili olup daha sağlıklı ilişkiler kurmak istiyorsanız şüphe duymadan okuyabilirsiniz.
Kişilik ile eş ve yakın anlama sahip kavramların tanımlanmasının ardından kişiliğinizin hangi olgunluk düzeyinde olduğunu anlayabileceğiniz bir bölüm ile devam etmekte.Kişilik karşısında insan ne yapmalı sorusunun cevabını verdikten sonra kişilik tip ve bozukluklarına karşı bir reçeteyi son bölümde elinize vermekte.Başlığın içeriği tam karşılayamadığı ve asla salt bir geçimsizliği merkeze almayan bu eser kesinlikle kütüphanenizde yerini almalı!
"dünyayı değiştirebilecek yetenekte olabilirsiniz, aklınız gezegenler, cesaretiniz kıtalar fethedebilir, lakin ne kendi ne de başkasının kişiliğini bir milim yerinden oynatamazsınız. "
geçimsizler
Gassalsanız okumayın.
İşi gereği insan ile uğraşanların ya da bu insanlar neden böyle başkasına çatıyorlar, diye merak edenlerin okuması gereken bir eser.
Basit bir dille genel okuyucuya hitap etmek için büyük emek sarf edilmiş bir kitap.
Bütün ilimlerin odak noktası insanın hayatını anlamlandırma, insanı anlamaktır.
İşte bu kitabın da ana konusu; kişilik kavramını anlamak, kişiliğin içinde barındırdıklarını, oluşumunu keşfetmek insanların birlikte yaşamakta zorluk çektiği uyum problemlerine makul bir çıkış bulmaktır.
Dolayısıyla başta kendinizi olmak üzere insanı anlamak davranışlarını anlamlandırmak istiyorsanız bu kitap tam da size göre.
Yazar başta kişilik, karakter, huy, mizaç kavramlarının ayırt edici özelliklerini açıklayıp daha sonra kişilikler karşısında elimizden gelenlerin neler olduğunu ve bu kişilik bozuklukları olan tiplerle baş etme yollarını detaylı bir şekilde açıklamaktadır.
Kitabın güzel bir yol gösterici olduğunu düşünüyorum.
Örneğin öfke kontrolü yapamayan kimselerde yazar şu tavsiyede bulunmaktadır,
Öfkelendiğinizi hissettiğinizde kendinize şu iki soruyu sorun:
"Bu yaşadığım son gün olsaydı, felaket olarak gördüğüm böyle bir şey ne derece önemli olurdu?"
"Daha önce yaşamış olduğum büyük hayal kırıklıkları ile karşılaştırırsam, bunu kaçıncı sıraya koyabilirim?"
Ayrıca öfkelenince zihnimiz bu durumu bize meşrulaştırmaya çalışacaktır oysa biz şöyle düşünmeliyiz:
Dünyada yalnızca siyah ve beyaz iki renk yok, hiçbirimiz tamamen masum değiliz ve dahası birisi sizinle aynı görüşü paylaşmıyorsa bu onun kötü olduğunu göstermez.
Dolayısı ile öfke anında bahane bulmak için aklı kullanılmamamız tavsiye edilmektedir.
Yazar, öfkelenen kişiye tavsiyelerde bulunduğu gibi bir de öfkelenen kişi ile muhatap olan kimselere de tavsiyede bulunmaktadır ve şöyle demekte:
Bakmayın siz öyle dağları devirecek gibi gürleyip duran, yaklaşanı aleviyle yakan bu insanın yetişkin görünümüne.
O aslında küçük bir çocuktur.
Onu okul önlüğüyle, bebek kıyafetleriyle altı bezlenmiş olarak düşünüp içten içe
Kitabı çok beğendim çok gerçekçi ve geçim ehli olmayı kimseyi dışlamadan herkesle kendi durumuna göre bir orta yol bulunup geçinebileceğimizi tavsiye ediyor. Genel kişisel gelişim kitapları gibi bu kişiden uzak dur buna aman yaklaşma gibi kendini üst perdede diğerleri aşağıda değil de hepimizin aynı olduğu ama bazıları ile geçinmek için bazı yöntemler gerekli olduğu, zamanımızda asla kimsede olmayan sabırla onlarla da geçinilebileceği anlatılmış. Bana kitabın özü , yazarların samimiyeti çok güzel geçti. Unuttuğumuz ama aslında olması gereken geçim ehli olmamızı bir kere daha hatırlattı.
Bitirme süreme çok takılmadan kitabı gerçekten beğendiğimi ve herkesin okumuş olmasını dilediğim bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Elbette herkesin okuması gerek dediğimiz kitaplar sayısızdır ama alanında ve konusunda oldukça yararlı bir kitap fikrimce.
Kitabın üslubu, gayet anlaşılır aynı zamanda akademik tadı da bırakmayan bir üslup. Organizasyonu da gayet okumayı kolaylaştıran tarzda, büyük başlıklardan sonra kısa başlıklarla bölünmüş konulardan, dipnotlardan ve referanslardan bahsediyorum.
Kitap öncelikle, kişilik nedir girişiyle başlıyor, sonra yavaş yavaş savunma mekanizmaları, kişilk olgunlaşması konularına değiniyor. Sonrasında, herkesi olduğu gibi kabul etmenin gerekliliğine, insanları değiştirmeye çalışmaktan ziyade kendi hatalarımıza odaklanmamız gerektiğine değinerek, birtakım önemli bilgi ve nasihatlerden sonra kişilik tipleri ve bozukluklarına geçiyor.
Kitabın ana amacı, patolojik açıdan bilgi sağlamaktan ziyade; kişilik tiplerini bir spektrum olarak ele alıp bu spektrumun uçlarına doğru yönelmiş (tam ucunda kişilik bozukluğu yer alıyor) kişilik tipleri, yani sizden bizden hepimizden aslında, hakkında bilgi vermek ve bu insanlarla nasıl geçinebiliriz sorusuna yanıt vermek.
Spekturmun en ucunda narsisistik, histrionik, borderline vb. gibi "Kişilik Bozukluğu" bulunuyor; fakat kitap, bu uca yakın olan, hastalık derecesinde değil fakat esamelerini taşıyan kişilik tipleriyle nasıl geçineceğimizi anlatıyor.
İnsanın önce kendini tanımasının, beraber yaşadığı, değer verdiği insanları tanımasının ve bilmesinin iletişimde ve ilişkide en önemli etkenlerden birisi olduğunu düşünürsek, bu kitap oldukça yararlı bir kitap ve aynı zamanda okuması da keyifli.
Bazı tabirleri zaman zaman sertmiş gibi algıladım ama geneline bakacak olursak yazar(lar)ın ellerinden
Kişiliği ve kişilik bozukluklarını anlamak için iyi bir kaynak.
Kitabın ilk kısımları öncelikle kişilik nedir, nelerden etkilenir gibi kişiliği anlamanızı sağlayan yazılardan oluşuyor.
Sonrasında zorlu kişilikler ve kişilik bozuklukları hakkında bilgi veriyor.
Son bölümde ise bu kişiliklerle ve bu kişilerle nasıl daha kolay geçinebileceğiniz hakkında bilgi veriyor.
Sınırda kişilik bozukluğu dediğimiz borderline ile ilgili bir bölüm de olsa çok daha iyi olurdu düşünüyorum onun dışında çok güzel bir eser.
Etrafınızda sizi yoran ve geçinmekte zorlandığınız kişiler varsa ki muhakkak vardır.
Bu kitap şiddetle tavsiye edilir.
Merhabalar, bu kitabı insanlarla geçinebilmek için almıştım okudukça kendimden ailemden arkadaşlarımdan çevremden parçalar buldum.Kesin olan bir şey var ki o da hiçbirimizin mükemmel olmadığı.
@drerolgoka 'yı insanlık hali programında dinlemiştim söylediği bir alıntı benim hayat felsefelerimden biridir şöyle ki "Hayat bisiklet sürmek gibidir pedalları çevirmeyi sürdürdüğünüz sürece düşmezsiniz." ben bisiklet sürmeyi bilmesem dahi bu söze katılıyorum durmak dengemizi de alt üst ediyor.
Her neyse teori başka bir şey pratik bambaşka bir şey.
Velhasıl kelam bizlere, sizlere, onlara iyi şanslar :)
Ek not:Bu kitabı ilk okuduğumda insanları çözüp anlaşabileceğimi düşünmüştüm şimdi ne mi oldu evet insanları çözüyorum ancak onlardan mümkün olduğunca kaçmanın daha iyi bir fikir olduğu kanaatindeyim :)
1959 yılında Denizli'de doğdu. Ortaöğrenimini “parasız yatılı” olarak Aydın’da tamamladı. 1983’te "Tıp Doktoru", 1989 yılında “Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı”, İzmir'de tamamladığı askerlik görevinin ardından 1992 yılında “Doçent" olmaya hak kazandı. 1998’de Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniği Şefi oldu. 2010 yılı başında Konya Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilimdalı’na “Profesör” olarak atandı.
Psikiyatrinin birçok alanında yapılan bilimsel çalışmalarda yer almasına rağmen ilgisi, daha çok psikiyatrinin sosyal bilimlerle ve felsefe ile kesişim noktalarında yoğunlaşmıştır. İnsanın dinamik özelliklerine ve grup-varlığına olan ilgisi onu psikodinamik yönelimli klinik uygulamalara ve grup psikoterapilerine yöneltmiştir. Bu nedenle bilimsel çalışmaları ve klinik deneyimleri daha çok bu alanlardadır. Psikiyatrinin sosyal bilimlerle ve felsefeyle olan kesişim noktalarıyla ve psikoterapilerle ilgili çok sayıda toplantıda konuşmacı ve özel davetli konferansçı olmuştur. “Türkiye Günlüğü” ve “Türkiye Klinikleri Psikiyatri” dergilerinin yayın; birçok tıp ve beşeri bilimler alanındaki derginin danışma kurullarında bulunmaktadır.
Mesleki alanda yayınlanmış kitapları arasında öne çıkanları “Psikiyatri ve Felsefe”, “Felsefe ile Psikiyatri”, “Hayatın İçinde Psikiyatri”, “Varoluşun Psikiyatrisi”dir. Psikiyatri uygulamalarının deneyimi ve felsefi ilgilerinin sonucu olarak ortaya çıkan görüşlerini “Hayata ve Aşka”, “Kadınlar, Erkekler, Âşıklar”, “Ölme” kitaplarında toplamıştır.
Büyük grupların davranışlarının dinamiklerine ve tarihsel kökenine yönelik çabasının ürünü olan “İnsan Kısım Kısım: Topluluklar, Zihniyetler, Kimlikler” adlı kitabının yanı sıra Türklerin tarih boyunca değişmeyen tutumlarını anlamaya yönelik araştırmalarını “Türk Grup Davranışı” adı altında 2006 yılında yayınlamıştır. Bilimsel ve toplumsal çevrelerin yoğun ilgisini çeken ve birçok özgün görüşü barındıran bu çalışma, çok verimli tartışmalara neden olmuştur ve olmaktadır. “Türk Grup Davranışı” kitabı nedeniyle Göka, Türkiye Yazarlar Birliği “2006 yılı Yılın Fikir Adamı Ödülü”ne layık görülmüştür. Erol Göka, “Türk Grup Davranışı” adı altında başlattığı ve halen süren çalışmalarını kitaplaştırmaktadır. “Türklerin Psikolojisi”, “Türklerde Liderlik ve Fanatizm” ve “Türk’ün Göçebe Ruhu” bunlardandır.
Mesleki alanın yanı sıra düşünce dünyasını da ilgilendiren konularda birçok kitap yazmış; toplum psikolojisiyle ilgili bir otorite olarak tanınması nedeniyle görsel ve yazılı medyada gerek sunucu gerek konuşmacı olarak defalarca yer almış; üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve resmi kurumlarca toplantılara davet edilmiştir. Erol Göka, 2008 yılında, “ilmi çalışmalarıyla Türk milletinin ufkunu açan eserler ortaya koyması” dolayısıyla, “Ziya Gökalp/ Türk Ocakları İlim ve Teşvik Armağanı”na layık bulunmuştur.