Bir çocuk olarak, aileye ait olma ve kabul edilme yönündeki bağımlılığı ve arzusu ile ebeveynlerinin, kardeşlerinin ya da diğer akrabaların, eleştiri, sitem ve şiddetinden kendisini ayıramaz. Her
şeyi özümser. Sonuçta da ona zarar veren insanlar, paradoksal olarak onun bir parçası haline gelir. Bu da, artık varolmasalar bile ardındaki insanların aşağılamalarının, kötülemelerinin ve saçma suçlamalarının çocuğun ruhunda hala durmasını açıklamaktadır. Ona en çok zarar veren insanlar tarafından fark edilme ve sevilme ihtiyacı içindeki bağımlı bir çocuk, ruhunda kendini işkencecilerinden ayırmasını sağlayacak bir direnme aracı bulamaz.