İnsan kendini zorlamadıkça gelişen bir varlık değildir.
…
İnsanların çoğu tembellikten yorulmaktadır. Tembellik yorucu bir faaliyettir ve oluşturduğu yorgunluk ancak meşgul olmakla geçer. Genelde hayatta yorgunluktan sızlanan insanların büyük bir kısmı en az çalışanlardır.
…
Isınmak üşümekten sonra güzeldir. Dinlenmek yorulduktan sonra. Tembelin dinlenmesi bir keyif değil can sıkıntısıdır. O en büyük lezzetten yoksundur.
Bazen öyle şeyler oluyor ki.. nasıl söylesem.. insan kapılıp gidiyor.. kapılıp gittiğini anlasan bile değişmiyor.. olup bitenin bir parçası gibisin.. nefes almamak elinde değilse, hani nefes aldığını fark ettiğin zaman bile nasıl onu önleyemiyorsan..
İnsanlar kızınca kendilerini duyurmak için bağırırlar, bu doğru çünkü kızdıkları kişi bedenen yanlarında olsa da, kalben uzaktadır o an. Bağırmanın amacı kalbin sesini kalbe duyurmaktır. Ama şunu unuturlar, bir kişi bağırdıkça kalp daha da uzaklaşır. Kalpler uzaklaştıkça kişi daha da bağırır.
Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya’nın kendisini hiç görebilir mi?