Elif Tanrıkulu

5/10
·136 syf.··
2019 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2019 19:09
Gül Yetiştiren Adam, Rasim Özdenören'in tek romanıdır. Romanın merkezinde, toplumdan uzak bir şekilde yaşayan ve güller yetiştiren adsız bir adam vardır. Bu karakter, modern dünyanın yozlaşmış düzenine katılmayı reddeder ve kalabalıklardan uzak yaşar. Ancak bu yalnızlık bir kaçış değil, bilinçli bir tercihtir. Karakterin ismi özellikle verilmez. Çünkü o, tek bir kişi değil; yozlaşmaya direnen insanın temsilidir. Gül yetiştirmesi de yalnızca bir hobi değil; saflığın, estetiğin, inancın ve iç dünyanın sembolüdür. Adamın çevresindeki dünya ise hızla değişmektedir: şehirleşme, tüketim kültürü, yabancılaşma ve manevi boşluk insanların hayatını ele geçirmiştir. Roman boyunca karakterin sessiz direnişi ile toplumun dönüşümü arasında bir karşıtlık kurulur. Romandaki “gül”, kitabın en önemli sembolüdür. Geleneksel Türk-İslam edebiyatında gül: güzelliği, hakikati, sevgiyi ve peygamber sevgisini temsil eder. Dolayısıyla adamın gül yetiştirmesi, aslında insanlığın kaybettiği manevi değerleri yaşatma çabasıdır. Açıkçası ben olay odaklı kitaplar okumayı sevdiğim için anlatı bana oldukça durağan geldi. Felsefi alt yapısı da yoğun bir dikkat istediği için çok zevk alarak okuyamadım ancak benim zıttım bir okuma anlayışına sahip olanlarına mutlaka hoşuna gidecektir.
Edebiyat & Roman
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
Reklam
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2019 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2019 19:03
Alengirli Şiirler, Ali Lidar’ın en çok bilinen ve okunan eserlerinden biri; samimi, gündelik ve yer yer sarsıcı bir dil üzerinden modern insanın iç dünyasını anlatır. Kitabın en belirgin özelliği sıradan hayatın içindeki kırılmaları görünür kılması. Büyük olaylar yok; aksine küçük anlar var: yalnızlık, hayal kırıklıkları, aşkın sıradanlaşması, hayatta “tutunamama” hissi. Oldukça sade ve konuşma diline yakın. Okurken “şiir okuyorum”dan çok, birinin iç sesiyle karşılaşıyormuşsun gibi. Kitapta baskın duygu: Kırgınlık ama kabullenilmiş bir kırgınlık. Bir nevi modern yalnızlığın şiir hali diyebiliriz. Sizi duygusal olarak yakalayacak, kendinizden bir şeyler bulacağınız bir şiir kitabı arıyorsanız mutlaka ama mutlaka okuyun derim.
Şiir
Alengirli ŞiirlerAli Lidar · İthaki Yayınları · 20155,6bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 22:04
Roald Dahl bu işi biliyor diyebilirim. Kendisinden Matilda'dan sonra okuduğum ikinci kitap oldu ve her ikisini de çok beğendim. Çocuklar için yazılmış olsalar da büyükleri de eğlendiren, küçüklere ve gençlere güzel mesajlar veren kitaplar ortaya çıkarmayı başarıyor. Peki, Charlie'nin Çikolata Fabrikası bize neyi anlatıyor? Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere ana karakterimiz oldukça fakir ancak çokça mutlu olan bir ailenin çocuğu olan Charlie. Charlie'nin bu hayatta en sevdiği şey ise çikolata yiyebilmek ve ailesinin durumu olmadığı için de sadece senede bir kere, doğum gününde o çikolataya kavuşabiliyor. Her şeye rağmen mutlu bir çocuk olsa da onu üzen tek bir şey vardır, o da evlerinin hemen karşısında dünyanın en güzel çikolatalarını üreten, sahibinin Willy Wonka olduğu bir fabrikanın bulunmasıdır. Charlie her gün camı açtığında fabrikayı görmekte ancak çikolatalarına erişememektedir. Yalnız fabrika da bizim diğer bildiğimiz fabrikalar gibi değildir. Senelerce çalışanları tarafından hayal kırıklığına uğratılan, çikolatalarının gizli tarifleri çalınan Wonka; fabrikanın kapılarını kapatmış ve ne dışarı çıkıp ne de içeriye kimseyi almamıştır. Bu yüzden de fabrikada hâlâ kimlerin çalıştığı, çikolataların nasıl üretilmeye devam ettiği halk için büyük bir gizem yaratmaktadır. Günlerden bir gün Wonka tarafından bir duyuru yayımlanır: Tam beş tane altın bilet içeren çikolata ülkenin farklı farklı noktalarına dağıtılacak ve bulan beş çocuğa fabrikanın kapıları açılacaktır. Peki altın bileti hangi çocuklar bulabilecek, o çocuklardan biri de Charlie olacak mıdır gerisini okumayı size bırakıyorum. Ana anlatı bu çerçevede olmakla birlikte; açgözlü olmanın ne kadar zararlı olduğu, istemekten çok hak etmenin gerektiği, elindekiyle yetinmenin kıymetini bilmeyi çok başarılı bir
Edebiyat & Roman
Charlie'nin Çikolata FabrikasıRoald Dahl · Can Çocuk Yayınları · 200513,2bin okunma
7/10
·256 syf.··
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 12:19
Öncelikle kitabın kapağında her ne kadar Namık Kemal'in Romanı yazsa da kitap bir roman değil. Yani içerisinde kurgu değil belgesel niteliğinde bir anlatım ve bilgiler var. Hıfzı Topuz benim daha öncesinde Gazi ve Fikriye isimli kitabıyla tanıdığım ve sevdiğim bir kalem oldu. Dolayısıyla bu kitabına başlarken de akıcılığından şüphem yoktu. Biyografik bir kitap olmasına ve kurgu içermemesine rağmen son derece de akıcıydı. Lakin daha öncesinde benim Beşir Ayvazoğlu'ndan yine Namık Kemal'in anlatıldığı Kemal isimli bir kitabı okumuş olmam işleri karıştırdı. Çünkü Topuz ile Ayvazoğlu'nun anlattığı Namık Kemaller birbirinden farklıydı. İkisinde de duruşu dik, ülkesi için çalışmaktan ve çabalamaktan asla kaçınmayan bir Namık Kemal vardı ancak kişilik özellikleri olarak baktığımda farklı yapılar görmek beni şaşırttı. Açıkçası Ayvazoğlu'nun anlattığı Namık Kemal beni büyülemiş, sürgünlerde çektiği sıkıntılar içimi ezmişti. Oldukça ağır, ciddi bir duruşu vardı. Ancak Topuz'un kitabındaki Namık Kemal sürgünlerde dahi keyfine düşkün, acımadan para harcayan, babasının desteği ile de fazla sıkıntı yaşamayan bir karakterdi. Ayrıca dostlarına, yakınlarına yazdığı mektuplarında alaycı, argo deyimleri de oldukça kullanan bir rahatlıktaydı. İki yazarın da araştırmacı yönüne çok güveniyorum, ancak yazarı kendi tanıtmak istedikleri yönleri ile kaleme aldıklarını düşünüyorum. Ayvazoğlu kimi yönlerini gizleyip tam bir Vatan Şairi duruşu sergilemek isterken, Topuz Vatan Şairi'nin de insani yönleri olabileceğini gizlemeden anlatmak istemişti. Sadede gelirsem ben severek okudum ve Namık Kemal'in bilmediğim yönlerine vakıf oldum. Ancak ben ağır abi okumak istiyorum diyorsanız Ayvazoğlu'na; hayır, ben her yönüyle kabulüm diyorsanız Topuz'a bakın derim. :)
Edebiyat
Vatanı Sattık Bir PulaHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2013234 okunma
4/10
·52 syf.··
2019 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2019 23:26
Eser, adından da anlaşılacağı gibi bir “alacakaranlık” ruh hâlini taşır. Hikâye yalnızca fiziksel bir zaman diliminde değil, aynı zamanda insanın iç dünyasındaki belirsizlik, geçiş ve çözülme anlarında geçer. Zweig burada dış olaylardan çok, karakterin psikolojik gelgitlerine odaklanır. Gün batımı gibi: ne tam aydınlık ne tam karanlık… Tam da bu aralıkta, insanın bastırdığı duygular yüzeye çıkar. Yalnızlık ve içsel sıkışmışlık, geçmişle yüzleşme, tutku ile akıl arasındaki çatışma kitapta karşımıza çıkan başlıca temalar. Olay örgüsünden çok psikolojiye önem verildiğini görüyoruz. Ben Zweig'in pek çok kitabını okumuş ve kalemini seven birisi olsam da ne yazık ki bu kitabını hiç sevemedim.
Alacakaranlıkta Bir ÖyküStefan Zweig · Mavi Çatı Yayınları · 20202,099 okunma
Reklam