‘’altı yaşına geldiğinde çevresini kokusal açıdan bütünüyle kavramıştı. Bayan Gaillard’ın evinde,kokusundan tanımadığı ne bir nesne kalmıştı ne bir yer ne de Rue de Charonne’un kuzey kesiminde bir insan, taş, ağaç, çalı ya da çit; hepsini ,en ufak köşeyi kokusundan tanıyor, anımsıyor, hem de her anki özgürlüğü içinde belleğinde saklıyordu’’
‘’oysa nesnel olarak bakıldığında hiç korkutucu bir yanı yoktu Grenouille’un. Büyüdüğü sürece özellikle iri ve güçlü değildi, gerçi çirkindi ama ürküntü duyulacak kadar aşırı çirkin de olmayan bir çocuktu. Saldırgan değil, beceriksiz değil, sinsi değildi, kimseyi kışkırmamazdı.’’
‘’grenouille büyüdükçe öldürme girişimlerinden vaz geçer oldular. Herhalde, yok edilemez bir yaratık olduğunu anlamışlardı. Bunun yerine ondan uzak durmaya, kaçmaya çalıştılar, hele ona dokunmaktan ne olursa olsun kaçındılar.’’
‘’başka hangi kadın olsa bu gulyabani çocuğu sokağa atardı. Oysa Bayan Gaillard… koku duymuyor ki, Grenouille’un kokmadığının farkına varsın; kendi ruhu mühürlenmiş olduğu için ondan bir ruh kıpırtısı da beklemiyordu.’’
‘’ benim dediğim o değil dedi sütanne hırçın hırçın ve sepeti geri itti. Benim dediğim o, bezinin içindeki değil. Dışkısı kokuyor pekâlâ. Kendisi, piçin kendisi kokmuyor.’’