Bahar Hanım bu kitabı bana kitap fuarında imzalayıp hediye etmişti
Konferansını dinledikten sonra kitabı ayrıca merak etmiştim ama okuyunca gerçekten neden bu kadar sevildiğini anladım…
Anlatım dili o kadar naif, şiirsel ve derinlikliydi ki bazı satırlarda durup tekrar okudum. Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu
“Dokunsalar ağlayacaktı. Dokunmadılar.”
Sanırım kitap boyunca en çok içime işleyen cümlelerden biri buydu… Çünkü kitap bana şunu çok hissettirdi:
Bazı insanların sessizliği, kırgınlığı ya da hayata verdiği tepkiler göründüğü gibi olmayabiliyor. Herkesin içinde kimsenin bilmediği savaşlar var…
Ben bu kitabı biraz bir kız çocuğunun yeniden doğuş hikâyesi gibi okudum
Kıştan sonra gelen bahar gibi…
Zor şeyler yaşamış ama yine de içindeki umudu tamamen kaybetmemiş bir ruhun hikâyesi.
“Vazgeçmenin bir zamanaşımı var mı?”
Bazı sayfaları gerçekten boğazım düğüm düğüm okudum ama kitabın sonunda hissettirdiği şey umut oldu
Bir de kitap boyunca yapılan edebi ve sanatsal göndermeler çok hoşuma gitti. Bahsi geçen isimleri araştırma isteği uyandırıyor. Bu da kitabın ne kadar özenli ve donanımlı yazıldığını hissettiriyor
Bahar Hanım’ı fuardaki konferansında dinlemek de ayrıca çok güzeldi. O naiflik ve samimiyetinin kitabına da yansıdığını hissedeceksiniz.
“Hiçbirimiz mükemmel değiliz, önemli olan yeterince iyi olmak.”
Ben çok severek okudum.
Duygusu güçlü, derinlikli ve umut veren hikâyeleri seven herkese tavsiye ederim Bahar ErişBaharın İlk Şarkısı şu