Elif ceylan

Endülüs dönemini ele alırken, üç farklı grubu temsil eden üç kelimenin günümüze kadar geldiğini hatırlatmak- ta yarar var. Bunlar "Morisko", "Müdehar" ve "Mozarab" ke- limeleri. "Morisko", "Moor" kelimesinden bozma olup "Mo- ritanya'dan gelenler" anlamında Kuzey Afrika'dan Güney İspanya'ya göç eden Müslüman Araplar ve Berberler için kullanılmaktaydı. Müslümanların ve Yahudilerin Güney Av- rupa'dan zorla çıkartıldığı 1492 yılından sonra İspanya'da kalan Müslümanlara genel olarak Morisko adı verilmektey- di. Müdehar (Mudejar), IX ve X. yüzyıllardan itibaren Güney Avrupa'da Hıristiyan krallıkların yönetimi altında yaşayan Müslümanlara verilen addır. Son olarak Mozarab kelimesi, Arap-İslâm kültürünün etkisi altında kalan Avrupalıları ifa- de eder. Mozarab, Arapça "müsta'rib" yani Araplaşmış ke- limesinden İspanyolcaya geçmiş bir kelime. Anlamı, bizim bugün kullandığımız "Batılılaşmış" (müstağreb) kelimesinin tersinden anlamına ne kadar da yakın!
Sayfa 82·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Poitier deki savaşı kaybeden Emeviler, Doğu İslâm top- raklanna geri dönmek yerine Avrupa'nın güneyine yerleşir- ler Güney İspanya'yı kısa sürede yurt edinen Müslüman lat, 1492 yılında Müslüman Endülüs'ün tarihine son veren "reconquista hareketi'ne kadar inişli çıkışlı uzun bir tarihi tecrübe yaşarlar. Bu noktada Endülüs İslâm tarihinin ana dönemlerini şöyle ifade edebiliria: 711-715 yılları, fetihler dönemidit 715-756 yıllan, "Valiler Dönemi olarak anılır. Bu dönemde Arap Müslümanlar Güney Avrupa'ya dağınık bir şekilde yerleşmeye başlarlar. 756 yılında kurulan Endülüs Emevi Devleti, 1031 yılına kadar Güney İspanya'ya hakim olur 1031-1090 yıllarına rastlayan "mülükü't-taväif" (küçük devletler) döneminde, yirmiden fazla devletçik kurulur. Bu dönem, Endülüs'ün siyasi birliğinin zayıfladığı, iç çatışma lann ve toprak kaybının başladığı dönemdir. Dönemin Önemli kayıplarından biri, 1086 yılında Gırmata'nın düşme- sidir. Rakiplerini yenerek güçlü bir merkezi yönetim kuran Murabıtlar, 1090-1147 yılları arasında Endülüs'e häkim olurlar. Onlan 1140-1248 yılları arasında hüküm süren Mu- vahhidler takip edecektir. Muvahhidlerin kurucusu İbn Tú- mert (ö. 1130), tevhit inancını yaymak adına katı bir dinî politika izleyecek, zahit yaşamı, müzik ve sanat gibi "dünyevi olgular"a olan karşıtlığıyla ün salacaktır.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Endülüs İslâmı'nın ortaya çıkışını sembolik olarak önceden meydana gelmiş iki olaydan dolayı geri götürmek mümkündür: İlki, Kuzey Afrikalı kumandan Tânk b. Ziyâd'ın (ö. 720) İber Yarımadası'na adım atarak Vizigot Kralı Rode- rik'i yendiği 711 yılıdır. Bugün kendi adıyla anılan Cebel-i Târık (Gibraltar) Boğazı'nı 30 Nisan 711 tarihinde geçen Târık b. Ziyâd, ünlü "Gemileri yakın!" emrini verdiği konuş- masında askerlerine şöyle seslenir: "Ey İnsanlar! Kaçacak hiçbir yer yok. Arkanızda deniz, önünüzde düşman sizi bekliyor. Allah'a andolsun ki bugün sizin için sadakat ve sabırdan başka bir şey yoktur." Bu ruhla hareket eden Târık, 19 Temmuz 711 tarihinde Guadelete Savaşı'nda Vi- zigot kralını büyük bir yenilgiye uğratır. Bazı Avrupa tarih- çilerine göre Târık, savaştan önce tarihte hiçbir komutanın yapmadığı bir şeyi yapar ve limanda bekleyen gemileri yak- tırır. Târık, kendisi ve askerleri için düşmanı yenmek ya da onuruyla ölmekten başka bir kadere razı değildir.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Peki Hz. Muhammed'in başarılarını ve İslâm'ın hızla yayılmasını nasıl izah edeceğiz? Pek çok Orta Çağ ve Röne- sans düşünürü bunun için de kendilerince makul bir çözüm bulacaktır: Muhammed, en az dinî sapkınlık ve putperest- lik kadar menfur bir şey olan büyüye başvurmuş, takipçi- lerini büyü yoluyla kandırmıştır. Bu inançla hareket eden kimi Avrupalılar, Hz. Muhammed'in psikolojik hayatı hakkında olur olmaz spekülasyonlarda bulunacaklar ve bu yönelim, modern dönemlere kadar devam edecektir. İngi- liz Krallığı'nın Hindistan'daki görevlilerinden ve daha son- ra Edinburgh Üniversitesi rektörü olan ünlü oryantalist Wil- liam Muir (1819-1905), Life of Mahomet (Muhammed'in Hayatı) adlı son derece tartışmalı ve saldırgan kitabında Hz. Muhammed'e "psikopat" diyecek ve Hindistan Müslümanlarının büyük tepkisiyle karşı karşıya kalacaktır. Muir'in bu suçlaması, daha önceki Hz. Muhammed tasvir- leriyle önemli paralellikler arz eder. Bize ulaşan kaynaklar- da Hz. Muhammed'in cesedinin domuzlar (bir başka riva- yette köpekler) tarafından yendiği, ölmeden önce ruhunu kurtarmak için gizlice vaftiz olduğu ve Hıristiyanlığı kabul ettiği şeklindeki efsaneler çarpıcı detaylarla anlatılır.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Haçlılar döneminin en kayda değer ve beklenmedik ge- lişmelerinden biri, Kur'an'ın ilk defa Latinceye tercümesi olmuştur. Tercümeyi yaptıran, dönemin büyük ilahi- yatçılarından Aziz Peter'dir. Tercümeyi yapma görevi, Ket- tonlı Robert (ö. 1156) adlı bir İngiliz'e verilir. İngiliz müter- cim, Muhammed adlı bir Müslümanın da yardımıyla yap- tığını söylediği oldukça serbest ve eksik tercümesini 1147 yılında tamamlar ve Peter'a takdim eder. 10 Tercümenin amacı, tahmin edebileceğimiz gibi, "Sarasinler"in kutsal ki- tabı Kur'an'ı doğru anlamak değil, düşmanı yakından tanı- mak, onu kendi silahıyla altetmektir. Peter'ın sipariş ettiği tercümeler, Orta Çağ Avrupası'nda yapılmış ilk ve en önemli tercümelerdir ve bunların bir sonraki bölümde ele alacağımız Endülüs'le doğrudan irtibatı vardır. 1142 yılında İspanya'ya giden Peter, burada Müslümanların ve Hıris- tiyanların barış içinde birlikte yaşadıklarını görür. Orada To- ledolu Peter adında yetenekli bir mütercimle tanışır ve ona, Hıristiyan teolog Abdülmesîh b. İshak el-Kindî'nin ünlü Ri- sâle'si de dahil olmak üzere, birtakım Arapça eserleri La- tinceye tercüme ettirir. Böylece Toledo, Kurtuba ve Sevil- la'yla beraber Arapçadan Latinceye yapılan tercümelerin en önemli merkezlerinden biri hâline gelir.
Sayfa 70·Kitabı okudu