Bazı
yerlerde aynaların üstüne bez örterler, ölen kendini görmesin ya
da aynaya yansımasın diye, ve son nefesten sonra ruhun dışarıya
uçması için pencereyi hemen açarlar, hapsolup duvarlara kuş gibi çarpmasın diye, ya da sinek gibi. Aslında burada bazı bölgelerde "ruh" kelimesi "sinek" ile aynıdır - muha, muşa, muşiçe.
O sinek - ruh.
Cenaze törenleri uzaklaştırmayı, yabancılaştırmayı, ölen kişiyi
yolculuğuna, yas tutanları da onun yokluğuna hazırlamayı amaçlıyormuş gibi görünüyor. Rahip uzun bir süre, art arda İncil'den
sözcükler sıralıyor. Bir nevi ilaç reklamlarının sonlarında hızlıca
akan uyarılar gibi. Orada durup dinlerken, kişinin kendisi hakkında birkaç basit söz söylemek yerine hep bu Tanrı övgüsü, diye düşünüyorum. Sadece buhurdanlıktan yayılan tütsü kokusu
insanı uyuşturuyor ve rahatlatıyor (belki kulanılmasının gizli anlamı tam da budur).