》"Herkes Hacer olmuş yürüyordu. Hacer'e benzemeye çalışıyordu. Hacer gibi yürümeden ne umre yapılabiliyordu, ne de hacı olunuyordu. Şaşırdım... O nasıl bir kadındı ki, ona şeklen benzemeden kullukta yol alınmıyordu. İslamın beş esasından birinin içine nasıl da oturmuştu."
》Hz. İbrahim'in eşi, Hz. İsmail'in annesi teslimiyet ve tevekkül timsali Hz. Hacer'in az çok bildiğim, ama okuyunca bilmediğim çok şey olduğunu farkettiğim
hikayesi... Daha çok onun ağzından, ama yer yer Hz. İbrahim ve Hz. Sare'den de dinlediğimiz manevi duygularımızı harekete geçirecek bir kitap.
》İki kadının gözlerinden aşkın tabiatına ve farklı kalplerdeki tecellisine tanık oluyoruz. Hz. İbrahim'i ikisi de seviyor. İkisinin de imtihanı başka yerlerden. Arada kalan Hz. İbrahim'in ise onları kırmamak için gösterdiği sabrı, Allah'a sığınışını görüyoruz.
》Hz. Hacer odaklı bir kitap olduğu için; onun sabrı, gözyaşları, tahammülü, aşkı, anneliği, yalnızlığı, ilahi aşka varırkenki yolculuğu çok güzel işlenmiş. Hz. İbrahim ve Hz. Sare ile yollarının kesişmesi, hicreti, çocuğuyla çölde tek başına kalışı, çocuğuna su bulmak için Safa ile Merve arasındaki koşusu, zemzem suyunun ona bahşedilmesi, Hz. İbrahim'in ateşe atılması, Hz. İsmail'in kurban edilmesi, kabenin inşası, hatta Hz. Adem ve Hz. Havva kıssasına kadar birçok olay anlatılmış.
》Kitapta beş bölüm bulunuyor. Bunlar:
Birinci bölüm: Aşk Adımları
İkinci bölüm: Yalnız Yürüyüş
Üçüncü bölüm: Her Kadın Hacer'dir
Dördüncü bölüm: Diyar-ı Mim
Beşinci bölüm: Sırr-ı Aşk
》Bölüm sonlarında Eşrefoğlu Rumi'nin Adı Aşk şiirinin bölümlerine yer verilmiş. Bu da hoş bir detay olmuş.
》Yine kitap bölümlerinin içinde de kısa kısa başlıklara ayrılmış. Bu yüzden okurken yormuyor. Sade bir dil ve akıcı bir anlatım kullanılmış. Daha çok şiir tadında diyebileceğim bir
Utancı bilmiyordum. Kelime olarak demek istiyorum çünkü kelime olarak toplumsal dile henüz yerleşmemişti. Utancın duygusunu elbette biliyordum, etrafımdakilerin de o duyguyu bildiğini biliyordum. Asla güçsüz bir duygu değildi, öfkeden kuvvetliydi sanki, nefretten kuvvetliydi hatta duyguların en gizlisi korkudan bile kuvvetliydi. O zamanlar utançla baş etmenin ya da onu aşmanın bir yolu yoktu. Bir diğer konuda utancın kamusal bir duygu olmasıydı; utandıran, utandırmaya tanıklık eden veya utanç verici şeye maruz kalan kişi olmanızdan bağımsız bir şekilde, etkisini artırmak için sayılara ihtiyaç duyan bir duygu. Böyle karmaşık, girift ve gelişkin bir duygu olduğu için de buradakilerin çoğu onu yaşamamak uğruna türlü permütasyonlara başvururdu: İnsan öldürme, insanlara sözle zarar verme, insanlara zihinsel zarar verme ve son ama bir o kadar önemli olup hiç de seyrek rastlanmayan biçimde, bunların tümünü kendine de yapma.
Tanrı, iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar.