Elif tekcan

Elif tekcan
@Eliftcan
"Her gün yeni baştan yaşamak mümkün olacak mı dersin? Bir gün öncesine korkak bir bezirganlıkla sarılmadan yaşayabilecek miyiz? Yoksa, yarından korktuğumuz için, düne köle gibi bağlanacak mıyız? Yaşarsak göreceğiz Olric. Yaşamaktan korkmazsak göreceğiz."
Sayfa 350·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bauer'in: "Aşk, bütün Tanrısal olan şeyler gibi, insanın fiziksel ve ruhsal olarak kendisine teslim olmasını bekleyen, korkutucu bir Tanrıça'dır. Tapınma biçimi, ona karşı acı çekmektir ve olayın zirvesi, kişinin kendini tümüyle feda etmesi, yani intihar etmesidir," tanımlamasına, Marx ile Engels şöyle cevap verirler: " Bay Edgar 'aşkı', hem de korkutucu bir 'Tanrıça' haline dönüştürüyor. Böylelikle seven insan ve insanın sevgisi, sevginin insanı biçimine giriyor. Çünkü Bay Edgar, 'sevgi' yi kendi başına var olan bir şeymiş gibi alıp, insandan ayırıyor ve ona bir kişilik yakıştırıyor. " Marx ile Engels burada, ismin fiil olarak kullanılmasının, nasıl yanlışlıklara yol açabileceğini vurguluyorlar. Böyle yapıldığında, sevmek eyleminin bir soyutlaması olan "sevgi" ismi, insandan ayrılmış oluyor. Bunun sonucu olarak seven insan, sevginin insanı haline dönüşüyor. Artık sevgi bir Tanrıça, bir put olmuştur adeta ve insan, sevgisini ona yansıtmaktadır. Bu tür bir yabancılaşma sürecinde insan, sevgiyi yaşamaktan vazgeçmiştir. Kendi sevgi yetenekleri ile ilişkiye geçebilmesi, kendini tümüyle aşk Tanrıça'sına teslim etmesi sonucunda gerçekleşebilecektir. Böylelikle insan, aktif ve duyguları olan bir kişi olmak yerine, kendine yabancılaşmış ve putlara tapan bir kişiliğe bürünmektedir.
Sayfa 42·Kitabı okudu
"Wie viel ist aufzuleiden!" (Bitirilecek ne kadar çok acı var)
Sayfa 95·Kitabı okudu
"Doğumdan ölüme, pazartesiden pazartesiye, sabahtan akşama tüm faaliyetler düzenlenmiş, bir örnek hale getirilmiştir. Böylesi bir düzenin ağına düşen kişi insan olduğunu, tek bir birey olduğunu nasıl hatırlar ? Düş kırıklığıyla, üzüntüyle, sevgi özlemi, hiçlik ve ayrı olma korkusuyla doluyken yaşama şansına sahip olduğunu nasıl aklına getirebilir ?"
Sayfa 39
"Ve bana geceler yetmiyor. Günler yetmiyor. İnsan olmak yetmiyor. Sözcükler, diller yetmiyor."