İnce Memed 1, bana göre yalnızca bir eşkıya hikâyesi değil, insanın adalet arayışının simgesidir. Memed, küçücük yaşından beri gördüğü zulme boyun eğmeyen, haksızlığa karşı duran bir karakterdir. Onu farklı kılan şey, sadece kendi için değil, bütün köylüler için mücadele etmesidir. Abdi Ağa’nın temsil ettiği düzen, insanların sesini susturmaya çalışsa da Memed’in dağa çıkışı aslında “artık yeter” diyen bütün ezilenlerin çığlığıdır. Yaşar Kemal, doğayı ve insanı öyle güçlü anlatır ki, okurken Çukurova’nın sıcağını ve insanların çaresizliğini hissedersin. Bu yüzden İnce Memed, bence özgürlüğün, cesaretin ve umudun romanıdır. Diğer serilerini merak ediyorum bakalım neler olacak
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
Romanın merkezinde melankolik bir genç olan Nuri vardır. Nuri, geçmişinde yaşadığı büyük bir kaybın ve sevgilisiyle arasında kalan derin bir acının etkisiyle yaşadığı yere, insanlara ve kendine yabancılaşmıştır.
Nuri’nin hikâyesi, çevresindeki başka karakterlerin öyküleriyle örülür:
• Yasemin: Nuri’nin sevdiği kadın. Kendi acılarını taşıyan, kırılgan ama güçlü bir figür.
• Göçebe, Balıkçı, Kavalcı gibi karakterler: Her biri farklı türden kayıplar, aşk arayışları ve masumiyet sorgulamalarıyla romanın dokusunu oluşturur.
Anlatı ilerledikçe, bu kişiler arasındaki ilişkiler ve onların geçmişleri bir hafıza yolculuğuna dönüşür. Roman, insanların birbirine nasıl temas ettiğini, tesadüflerin hayatları nasıl şekillendirdiğini ve herkesin içinde taşıdığı “masumiyet” ile “suçluluk” duygusunun çatışmasını işler.
Açlık, yalnızca fakirlik ya da aç kalmanın hikâyesi değil; bireyin kendi gururu, kimliği ve anlam arayışı uğruna çektiği bir varoluş mücadelesinin romanıdır.
“Şu küçücük dünyada herkes inceltilmiş isimsiz herkes yanlış yerde”
- Zülfü Livaneli, huzursuzluk
Bu cümle , Livanelinin aklımda yankılanan ilk tokadı.
Huzursuzluk , sadece zihnimde değil; ruhumun en gizli köşelerinde yankılanıyor.
Livaneli , bu romanda bana ait olma arzumu, yabancılaşmamam ve içimdeki güç öylesine sessiz ama derinden anlattı ki…
Sanki kendi kayıp zamanlarımı unutulmuş anilarimi onun satırlarında tekrar buldum .
Her karakter her iç hesaplaşma bir içsel kırılma anı gibi yüreğimde çınladı . Bu kitapla birlikte melankoli ile yoğrulmuş bir yürüyüşe çıktım. Sessiz çığlıklarım, sayfalar arasında yankılandı. Sonunda anladım ki huzursuzluk da bir yere varmanın yeniden doğurmanın ilk adımı olabilir…
“ merhamet, zulmün merhemi olamaz”.
Bu cümleyle içimde düğümlenen her şey çözüldü bazı yaraların ilacı yok bazı adaletler geç bile kalıyor livaneli meleknazı yaşadığı acı ve direnci öylesine gerçek kılıyor ki..
Ben bir insandım!” demesi, yitip gitmiş kimliklerin yeniden doğuşuna dair en güçlü çığlık gibi
Bu kitapta öğrendim ki huzursuzluk var duyulmamış seslerin yankısı .
Bazen gelmek için bazen gitmek için değil tamamlamak için gerekendir..
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Tarık Tufan, bu kitabında hayata biraz geç kalmış, duygularını içinde biriktirmiş insanların hikâyesini anlatıyor. Her karakter bir sessizlikte çiçek açıyor; görünmeyen bir acıyı taşıyor, ama tam da o yüzden okurun kalbine dokunuyor.
Yazarın kendine has sade ama vurucu dili, okuyucuyu bir anda içine alıyor. Gece Açan Çiçekler, aslında hepimizin bir yerinden yara aldığı ama bir türlü anlatamadığı duyguların kitabı gibi. Özellikle yalnızlık, içe kapanış ve geç kalınmış sevgiler üzerine düşündürüyor.
Kitap boyunca şu hissi yaşıyorsun:
“Bazı insanlar gerçekten sadece geceleri açar. Sessizdirler ama çok şey anlatırlar.”
Pekı kıtap ne anlatıyor özetle ;
Dört kardeş. Halide,Zeliha, Cihangir,Nihal .anneleri ve varken yok olan bir baba . Bir taraftan da geçmiştekı Derviş Ali ve Handan.Hikaye öyle bir yerde başlıyorkı ve öyle bir yere veriliyor ki okurken bir an olsun ne heyecanınız ne meraknızı bitiyor. Her bir aile ferdini öyle iyi tanıyabiliyorsunuz ki kendınızı bir okuyucu değil ailenın içinden biri gibi hissediyorsunuz.
Gece açan çiçekler
Günahlar.
Bedeller.
Acılar.
Hesaplaşma
Ziyan olmuş hayatlar.
Yıllar sonra Canfeda Konağı sakınlerı bir araya gelerek tüm sır perdesı aralıyor. Yazarımız bizi hem geçmişe hemde şimdiki zamana götürüyor.Biri sultan İİ. Abdülhamid dönemın yaşayan derviş Ali digerı ise günümüz konağa sıkışıp kalan Halide. Bu ıkı karakterin ortak paydada buluştuğu kişi ise Handa..
Kitap dümdüz bir kurgudan çıkıp ıkı ana karakterin hayatları uzerınden ilerlıyor. Tarihin,sanatın kurgunun iç içe geçtiği güzel bir kıtap okudum.Gizlı sanılan herseyın bırgun ortaya çıkacağını bu kıtapda görüyorsunuz…