İyi bir yüreğin varsa eğer, kapkara bir marsık bile olsan yüzün sevimli görünür, diye devam ettim.Kötü bir yürek ise,en güzel yüzü çirkinden de beter eder.
Sessizdi her taraf;sesimi duvarlar geri itiyordu.Hücrede uzun süre bağırıp çağıramayacak kadar bitkin,yere yıkıldım.Birden gözüme,duvarın yukarısında,gri bir dörtgen ilişti,beyazca bir parıltı,bir olasılık...gün ışığıydı bu.Ah,öyle rahat bir nefes aldım ki!Yüzükoyun yere uzandım,bu mutlu parıltının sevinciyle,minnettarlığımdan hıçkırdım,pencerede doğru havayı öptüm,deli gibi hareketler yaptım.Bütün tasalarım bir anda silinip gitmişti;bütün ümitsizliklerim,acılarım dinmişti;düşüncelerimin eriştiği o ölçüde,o anda gerçekleşmemiş hiçbir isteğim kalmamıştı.Yerde doğrulup oturdum,ellerimi katlayıp günün ağarmasını sabırla bekledim.
Gözlerimi açtım.Uyumadıktan sonra neden kapalı tutayım.Aynı karanlık pusudaydı çevremde;düşüncelerimin tırmanmak isteyip de kavrayamadıkları,kavranamaz o siyah sonsuzluk!Neye benzetebilirdi acaba?Bu karanlığı ifade edebilecek siyahlık ta bir sözcük bulmaya zorladım kendimi;fakat faydasız!Söyledim mi ağzımı kapkara edecek şiddette siyah bir sözcük arıyordum.Allah'im ne kadar da siyahtı ya!