Öncelikle ilk başta eleştirilerimle başlamak istiyorum çünkü çok fazla övülmesine rağmen beklentimi karşılamayan bir kitap oldu. Koku benim için çok inişli çıkışlı bir kitap oldu. Kitap genel olarak dümdüz bir yazı şeklinde yazıldığı için kendilerini rahat bir şekilde değil de sorumluluk bilinciyle bitirebildim. Dümdüz yazıdan kastın ne derseniz şöyle ki kitapta çok az diyalog, uzun paragraflar ve gereksiz olduğunu düşündüğüm ve bazı noktalarda tekrarlayan betimlemeler vardı, okurken "eee tamam geç işte da yani" dediğim hatırı sayılır miktarda çok yer vardı. Evet gerçekten ruhsal betimlemeler vs güzeldi ama gerçekten boğulduğum ve bir an önce bitmesini istediğim çok yer oldu... Genel olarak cinayet romanlarını severim, o yüzden kapaktaki "Bir Katilin Hikayesi" yazısı ilk başta cezbedici geldi, kitabın sıkıldığım noktalarında motivasyonum bu ibare olmuştu aslında fakat "katil" olduğu kısmı sadece son 60 sayfada falan görüyoruz -en baştaki cinayeti saymıyorum.
Sevdiğim kısımlara gelecek olursak kitabı bitirdiğimde kesinlikle beğenmediğimi söyleyemem. Bazı kitaplarda bunu yaşıyorum, okuma serüvenim sancılı geçse de kitabın sonunda durup düşündüğümde kitabı aslında beğendiğimi veya iyi bir kitap okuduğumu fark ediyorum ki bu kitapta da bunu yaşadım. Yukarıda belirttiğim gibi kitabı ittire kaktıra bitirmiş olsam da kitap güzel bir kitaptı. Özellikle ana karakterimizin psikolojik betimlemelerini, içsel çatışmalarını, kendini arayışını, kendi kendine sorgulamalarını, bunların dile getirimini çok beğendim. Kendi kimliğini arayan bir insanı okuyoruz aslında kitapta. İnsanın temel kendi kokusunun pisliklerden üretilmesi çok realistikti bence, insanın içindeki pisliğin somut bir hale getirilmesiydi adeta ki zaten kitap boyunca da ana karakterimizin üzerinden faydalanmaya